NEOLURSAN OL ŞİİRİ Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî 109K views, 4.4K likes, 345 loves, 222 comments, 6.4K shares, Facebook Watch Videos from Özel Güzel: NE OLURSAN OL ŞİİRİ Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî Film sever misiniz? Peki duygusal film sever misiniz? Herhangi bir filmde ağladığınız ya da gözlerinizin dolduğu oldu mu? Ben hiç ağlamam diyenlerdenseniz ya da beni çok “Yürüyüşünde mutedil ol! (Ne çok hızlı, ne de yavaş yürü! Sükûnet ve vakarını muhafaza et!) Sesini alçalt! (Bağırıp çağırarak konuşma!) Unutma ki, seslerin en çirkini merkep sesidir.” (Lokman, 19) Lokman Hekim’in oğlu üzerinden insanlara dünya ve ahiret saadetini kazandıracak nasihatleri şöyledir: “Ey oğlum! V ar mı senden iyisi. A rkadaştan öte kardeşim. N ur yüzlüm benim. U ğruna Canımı veririm. R engarenkoldu dünyam seninle. Kankam Livanur Koçak’a. Hacer Azra Kumru. Sizinde Livanur İsmine Akrostişiniz Varsa Gönderin Yayınlayalım, Akrostiş Şiirinizi Bu Konu Altından Yorum Yaparak Bize İletebilirsiniz. Sevgiler.. Bulduğum en ufak fırsatta yine koşar sana sarılırım, ne kadar uzak olursan ol bana, ben senin bana uzaklığın kadar yakınım. Hissediyorsundur zaten. Ben seni hep hissediyorum çünkü. Sonra arkadaşı Seçil ile konuşmalarını hatırladı: “Erkekler, onlara olan sevgini belli ettiğinde değişirler. Akıllı ol Meryem. Kime aşık olursan ol. Belli etme!” İç ses : “Ya niye belli etmemeliyim o da senin benim gibi insan. Offf sussana iç ses git git çabuk kolaysa dış ses olsana yemezler di mi, sus sus ne olur sus G1DDm9V. sarfedilen en klişe hayat öğütlerindendir. ayrıca kişiyi çalışma yönünde gazlamak amacıyla da lafı söyleyen bazılarının gözünde ancak en başarılı müzisyen ortalama bir mühendis kadar sosyal statü sahibidir. örnekler değiştirilebilir, çoğaltılabilirbazıları ise sadece meslek grubu - 1 için ütopik olan bir durumdur en iyilik ve çoğu pozitif ütopya gibi kulağa hoş gelir, akılcı gelir. keza en iyi olma hedefi insanı mutlaka geliştireceği için çok da boş bir nostalji formu değildir bu söz öbeği.bkz advice is a form of nostalgia dağın tepesinde bir çam olamazsan ,vadide bir ağaç ol,fakat dere kenarındaki en büyük ağaç sen olmalısınbir ağaç olamazsan, bir çalı ol. fakat oradaki en iyi küçük çalı sen bir çalı da olamazsanbir yol kenarını mutlu yapan bir parça çimen ol,güzel kokulu bir çimen değilsen,gölün kenarındaki en yeşil ot sen hepimiz kaptan olamayız,gemilerin tayfalara da ihtiyacı için bu dünyada bir yer işlerin yanında daha küçük işler de vardır,yapacağımız görev bize en yakın bir cadde olamazsan, iyi bir patika olamazsan, yıldız ve başarısızlık işin büyüklüğünde değildir,sen yalnız neysen onun en iyisi douglas mallochnot neden ve nerden hatırlandı bu şiir bilinmemekle beraber ezberden yazılmış, karınca kararınca çeviri yapılmıştır. orjinal metni ara, bul, kopyala zor geldi ya da amelelik var ruhumda... ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın. Sevmenin sırlarıtasavvuf Sevme ve paylaşma hakkında sırlar ve gerçekler Sevilmeyi beklemeden önce, sen sev! Sevilmeyi bekleme, önce sev! Sev ki, sevilesin! ... Olanından, kendine ayırsan, hep kuru bir can olursun. paylaşırsan, hem can hem sen olursun. paylaşırsan, can, sen ve sen, sevilir’olursun. severek paylaşırsan; ne olursan ol, hep sevgili olursun! Ne olmak isterdiniz efendim? ... Düşün ki; sevince, sevilirsin! Unutma ki; Mevlâ’nın en büyük özelliği hep sevgili olmasıdır! Bil ki; seversen, ona yoldaşsın! ...........................................................................NasreddinCe Kederli -Hocam; size medreseye abdestli mi gelmek iyi, gelince mi abdest almak iyi? -İyisi, severek gelmen, evlâdım! -Ondan sonra ne gelir Hocam? -Tövbe tövbe tövbe...beni mi sınıyorsun şimdi!? Tereyağlı baklavayla gelirsen, çok iyi tabii! ........................................................................... Sevgiyi, hazla karıştıranlar; ördeği, kazla karıştırırsa, şaşma! KederliCe İnsan hayatında belli dönüm noktaları vardır. Bu dönüm noktaları insan hayatının seyrini değiştirir. Deyim yerindeyse renk katar hayatına. Bu dönüm noktalarını değerlendirmek oldukça hemen herkesin hayatında böyle dönüm noktaları vardır. Ama pek çoğumuz bunun farkında değildir. Hayatınızdaki dönüm noktalarınızı fırsata dönüştürmeniz konuda şanslı olduğumu insan gibi hayatımda dönüm noktaları oldu. Birçoğunu fırsata çevirdiğimi pekala söyleyebilirim. Bu dönüm noktalarını illa size sunulmuş bir fırsat, maddi bir şey olarak düşünmeyin. Bu bazen bir düşünce olur, sizin içinizde fırtınalar koparır; bazen de bir davranış olur. Hayatınız boyunca unutamaz hayat felsefeniz haline getirirsiniz. Birkaç gün önce böyle bir çağrışım uyandıran bir yazı okudum sosyal medyada. Okuduğum yazı ’’Ne yaparsan hep en iyisini yap.’’ mantığı üzerine kuruluydu. Ne yaptığından ziyade, nasıl yaptığın önemli demek istiyordu. Kısa ama etkileyici bir yazıydı. Pek çokları gibi ben de etkilendim yazıdan. Öyle ki bu yazı beni çocukluğuma götürdü. Beni etkileyen bir anıyı anımsamama neden oldu. Nedendir bilmem ama bu anımı paylaşmak istedim.’’Kaç yaşındayım, yıl kaç tam olarak ilkokulun sonlarında ya da ortaokulun başındayım. O gün rahmetli babamla ilçe pazarına gitmiştik. Herhalde tatil günüydü. Çünkü okul zamanı kolay kolay derslerimden geri kalmayayım diye götürmezdi. Fırsattan istifade bir güzel gezdik pazarda. Hızımı alamayıp birkaç tut attığımı, babamın da bana eşlik ettiğini hatırlıyorum. Pazar sonrası birkaç yere daha uğradık. Sonra her zamanki gibi pazara geldiğimizde mutlaka uğradığımız yere, amcamın muayenehanesine, hastanesinde doktor olarak görev yapan amcam hastaneye fazla uzak olmayan muayenehanesine gelir, hastalarına buradan bakmaya devam gün öğlene doğru muayenehaneye gittiğimizde gelmemişti daha. Sekreteri bizi içeri buyur ettikten sonra oturup beklemeye koyulduk. Aşağı yukarı yarım saati buldu bekleyişimiz. Sonra kapıda göründü uzunca boyuyla ve sert mizacıyla amcam. Yüzünden yorgunluk akıyordu. Bizi görünce yorgun yüzünde bir tebessüm belirdi, hafifçe hoş geldiniz deyip hemen odasına geçti. Her zamanki gibi yoğun olduğu her halinden belli oluyordu. Onu böyle görmeye alışık olduğum içim pek yadırgamadım bu onun gelmesini dört gözle bekleyen hastaları vardı. Kimseyi bekletmenin manası yoktu. En azından ben öyle düşünüyordum. Zaten o da bu arada hastalarına bakmaya başlamıştı. Biz de bu bekleyiş esnasında sekreterinin getirdiği acımsı çayımızı içmeye içildi, boşlar alındı. Birkaç kişi daha geldi muayeneye. Giren çıkan, giren çıkan derken birden amcamın işini bitirip yanımıza geldiğini fark gelmesiyle biraz şaşkınlık yaşadım. Aramızdaki samimiyetin etkisiyle bu uzun sürmedi. Hal hatır sorulduktan sonra babamla laflamaya başladılar. İş güç, köy,tanıdık falan derken epey sürdü muhabbet. Ben de olan biteni can kulağıyla dinliyor, arada kafa sallıyordum. Bir süre sonra muhabbet tamamen benim üzerimden dönmeye başladı. Dersler, okul başarısı ve olmak istediğim meslek vs...Eğitime ilgili olduğundan bu konularda benimle yakından alakadar olurdu amcam her zaman. Doğrusu bu benim hoşuma giderdi. Üstelik onunla konuşurken beni sonuna kadar dinler, kendimi pek bir değerli konuşmalarımız zaman zaman öğüt niteliğinde dersler şeklinde olurdu. Galiba o gün yine o derslerden birine denk gelmiştim. Kendi çocukluğundan, zor şartlarda okuduğundan, özellikle hayattan uzun uzun bahsetti. Çocuk aklımla kimisini anladım, kimisine aklım ermedi. Kimisini de unuttum. Ama bir şeyi unutmadım, unutamadım. Bana dediği şu cümleler hala kulaklarımda çınlar-Bak oğlum ’’ Çalışıp başarılı olursan yarın güzel bir meslek sahibi olabilirsin. Belki bir doktor, belki bir öğretmen; kim bilir belki avukat, mühendis olabilirsin. Ya da başka başka meslekleri de yapabilirsin. Bunun içinde gidip köyde çiftçilik yapmak da var. Bir yerden sonra bunların hiçbirinin önemi yok. Önemli olan senin hangi mesleği yaptığın değil, bu mesleği nasıl yaptığındır. Mesela bir doktor mu oldun; alanında en iyisi sen olmalısın. Öğretmen mi oldun; işini herkesten iyi yapmalısın. İşte o zaman gerçek manada başarılı olursun. Aranılan, önerilen, beğenilen olmak ve her ne yaparsan en iyisi olmak. Hayatta bunu kendine ilke edinmelisin.’’ yanından ayrılıp evin yolunu tuttuğumuzda kafam biraz karışık ama dopdolu gittiğimi hatırlıyorum. Kıvrım kıvrım akıp giden dağ yollarında hep bunu düşündüm durdum. Dediklerini özümseyip oturtmak kolay olmadı elbet. Yıllarımı aldı bunu hayatımın merkezine yerleştirmek. Çalışma hayatına başlayıp insanlarla içli dışlı olunca ne demek istediğini daha iyi anladım. Bu yüzden, özellikle bu konuda ona hep minnet duymuşumdur. Allah ondan razı olsun, demekten alamam kendimi.’’Anılardan sıyrılıp hayata dönecek olursak dediklerimizin hayatla ne kadar içli dışlı olduğunu görmemiz zor olmayacaktır. Özellikle bugün işini iyi yapan, aranılan, beğenilen insanlara ne kadar çok ihtiyacımız var öyle değil mi?Tıpkı, abanın kadri yağmurda bilinir hasta olduğumuz zaman, hemen iyi bir doktor aramamız,evimizin bozulan musluğunu tamir ettirmek için işinin ehli bir tesisatçı aramamız veyahut okula başlayacak çocuğumuz için başarılı okul, öğretmen arayışına girmemiz hep bu yüzdendir. Bunların her biri yerinde ve doğru ziyadesiyle gereklidir hayatta. Yalnız eksiktir kanımca. Neden mi? Şöyle ki, saydıklarımızın her birinden değerli bir şey vardır o da iyi olmak, iyi insan bu iyiliği etrafımıza yaymak. İyi olmayı, iyi insan olmayı başarırsak eminimbaşarılı doktor, öğretmen, avukat, mühendis; iyi anne baba, akraba, kardeş, komşu olabiliriz. Biz yeter ki, ’’iyi’’ olalım. Gerisi çorap söküğü gibi gelecektir DİLEK

ne olursan ol en iyisi ol şiiri