Gebelikte idrar yolları enfeksiyonu gibi enfeksiyonlardan korunmak tamamen mümkün olmasa da yeterince önlem alınarak enfeksiyon riskini minimuma indirmek önemlidir. Hamilelikte geçirilen enfeksiyonlar hem anne hem de bebek üzerinde olumsuz etkilere yol açtığı gibi, hamilelikte en sık 6-24 hafta arasında idrar yolları enfeksiyonu
Gebelikte cinsel ilişki bebeğe zarar verir mi? Kadınlarda hem bedensel hem de ruhsal anlamlarda ciddi değişikliklere neden olan gebelikte, anne adaylarını en çok meraklandıran soru ise
3,856 göst. Merhabalar. Gebeliğimin ilk aylarından itibaren idrar yolu enfeksiyonum var.1 ay önce hastanede yattım antibiyotik tedavisi uygulandı fakat enfeksiyon geçmiyor. Bugün de enfexia yazıldı.Prospektüsünde hamilelik kullanımındaki açıklama kafamı karıştırdı bu tip ilaçlar bebeğe zarar verir mi?
Gripbaş ağrısı, halsizlik, ateş, yorgunluk ve yememe isteği oluşturur. Böylece bir annenin en önemli olan şeyi yemeden kesilmesidir. Yemek yemediği sürece hem bebek gelişmez hem de kendi bitkin düşmektedir. Gebeliğin son dönemlerinde gribe yakalanan bir anne adayının doğum sonrası hastalığını bebeğine geçirme riski
Gebelikte, Antibiyotik, İlaç Kullanımı, Enfeksiyon, Üriner Sistem Enfeksiyonu. Şubat 04, 2018. Gebelikte ilaç kullanımı oldukça hassas bir konudur. Çünkü bir tarafta bebeğin, diğer tarafta annenin sağlığı söz konusudur. Genellikle ilaç kullanımının bebek açısından zararlı olacağı öngörüldüğü için ilaç
GebelikteKullanılan İlaçlar Neler Olmalı. Gebelikte rutin olarak kullanılması gereken vitamin, folikasittir. Gebelik planlandığı zaman folikasite gebelikten üç ay önce başlanıp, gebeliğin üçüncü ayına kadar kullanılmalıdır. Eğer gebelikte normal beslenen bir geben bahsediyorsak, multivitamin prebaktlarının
vTufYp. Enfeksiyon Gebelikte anne adaylarının yakalandığı enfeksiyonlar bebek için sorun yaratabilmektedir. Enfeksiyon erken dönemde saptanır ve anne hemen tedavi edilirse bebeğe olan zararı önlenir. Bu enfeksiyonların bebeğe geçmesi durumunda organlarına zarar verebileceğini unutmamak 5, 2019Gebelikte enfeksiyon bebeğe geçer mi?Annenin geçirdiği enfeksiyonlar önemlidir ve eğer enfeksiyon virüs ya da bakteri veya ürettiği maddeler kan dolaşımında yüksek miktarda olursa önce bebeğin eşine oradan da bebeğe geçer. Bu önemli bir enfeksiyonsa bebeği etkileyebilir ve hatta anne karnında organlara hasar enfeksiyon bebeğe zarar verir mi?Hamilelik döneminde idrar yolu enfeksiyonunda erken tanı, anne ve bebeğin sağlığını riske atmamak adına büyük önem taşımaktadır. Çünkü bu durumda diğer organlara yayılabilen enfeksiyon sepris, zatürre, düşük ve erken doğum gibi ciddi sorunlar anne ve bebekte hayati tehlikelere sebebiyet neden olan enfeksiyonlar?Parvo Virüs B19 enfeksiyonu; Gebeliğin ilk 20 haftasında geçirilen Parvo virüs enfeksiyonu düşüklere yol açabilir. Varisella Zoster Suçiçeği Enfeksiyonu; İlk 8 haftada geçirilen varisella enfeksiyonu gebeliğin düşükle sonlanmasına yol karnındaki bebek dokunmayı hisseder mi?Gebeliğin 12. haftasından itibaren dokunma duyusunu algılayan sinirler hızla gelişmeye başlar ve yaklaşık 32. haftada bebeğin kafasının tepesi dışında tüm vücut bölgeleri dokunma duyusunu hisseder hale gelir. Anne karnında derin dokunuşlar ve sıcaklık hissi dokunma duyusunun gelişmesini sağlayan en önemli bebeği düşürür mü?Enfeksiyonlar hem düşüğe hem de kısırlığa neden olabileceği gibi bebeğe de zarar verebilir. Cinsel ilişki, kan yolu, olumsuz hijyen şartları gibi pek çok farklı nedene bağlı olarak ortaya çıkan enfeksiyonlar mikrobiyolojik inceleme ile teşhis bebek olmasını engeller mi?Vajinada iltihap olması tek başına gebeliğe engel teşkil etmez. Ancak vajinadaki iltihap; Cinsel yolla bulaşan hastalıkla ilgiliyse, Pelvik organların iltihabına yol açmışsa, tüplerin tıkanması nedeniyle gebeliğe engel olabilir ve kısırlığa yol bebek düşer mi?Enfeksiyonlar hem düşüğe hem de kısırlığa neden olabileceği gibi bebeğe de zarar verebilir. Cinsel ilişki, kan yolu, olumsuz hijyen şartları gibi pek çok farklı nedene bağlı olarak ortaya çıkan enfeksiyonlar mikrobiyolojik inceleme ile teşhis edilebilir.
Antibiyotik kullanımı, hamilelik dönemi boyunca en sık soru sorulan ve en çok korkulan konulardan birisidir. Anne adayları ister istemez antibiyotik alırlarsa, bebeklerine zarar vereceklerinden endişe ederler. Toplumdaki yaygın kanının aksine, gebelik ilaç kullanımının her zaman riskli olmadığını söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Erhan Karaalp, hamilelikte hangi durumlarda antibiyotik kullanılabileceği ile ilgili kapsamlı bilgiler verdi. İşte en çok merak edilen bir kaç temel konu Gebelikte antibiyotik kullanımı bebeğe zarar verir mi? Hangi antibiyotiklerin gebelikte kullanımı sorun yaratmaz? Hamilelik dönemiHamilelikte hangi hastalıklarda antibiyotik verilmeli?Hamilelik şüphesi varsa…Bakteriyel enfeksiyona karşı hamilelikte antibiyotik kullanımıHangi antibiyotiklerin hamilelikte kullanımı serbest?B grubu gebelikte kullanılabilen antibiyotiklerGoogle ile sağlığınızı riske atmayın! Hamilelik dönemi Hamilelik döneminde kadın vücudunun tüm sistemlerinde değişiklikler olduğu gibi, bağışıklık sisteminde de değişiklikler yaşanır. Vücudun bebeği kabullenmesi için bağışıklık zayıflar ve hamile kadın, hastalıklara daha açık hale gelir. Bu yüzden enfeksiyonlar ve buna bağlı antibiyotik kullanımı ihtiyacı, hamile olunmayan döneme göre daha sık olabilir. Antibiyotik nedir, nasıl kullanılır? Faydaları, direnci ve zararları Hamilelikte hangi hastalıklarda antibiyotik verilmeli? Anne adaylarının çeşitli yakınmalarını gidermek ya da bir hastalığa yakalandıklarında hastalığı tedavi etmek amaçlı gebelik döneminde dahi olsalar, kendilerine gebeliğe uygun ilaç ve özellikle antibiyotik tedavileri verilebilir. Hamilelik döneminde çeşitli sebeplerle doktor talebiyle antibiyotik kullanımı gerekebilir. En sık rastlanan sebepler şunlardır İdrar yolu enfeksiyonları sistit, pyelonefrit Üst Solunum yolu enfeksiyonları Toplum kökenli zatürre pnomoni Sinüzit Cilt enfeksiyonları Diş ve dişeti enfeksiyonları, İshal vb. Hamilelik şüphesi varsa… Öncelikle şu önemli noktayı unutmamalıyız Hamilelik planlamaya başlandığı andan itibaren her ne için gerekecek olursa olsun; anne adayları, hekimleri kendilerine antibiyotik tedavisi verirken çocuk sahibi olmayı düşündüğünü veya hamilelik şüphesi olduğunu mutlaka hekimlerine belirtmeliler. Böylece bilinmeyen gebelik durumunda dahi, geriye dönük olarak ilaç bebeğe zarar vermiş midir endişesi yaşanmaz. Hamileliğin 1. haftası – Gebelik başlangıcı belirtileri ve uzman önerileri Hamilelik şüphesi belirtildiği takdirde, ya gebeliğe kesin zarar vermeyecek antibiyotikler seçilir; ya da gebeliğe zararlı antibiyotik yazılma zorunluluğunda öncelikle gebelik testi yaptırılıp hamile olunmadığından emin olunur. Bakteriyel enfeksiyona karşı hamilelikte antibiyotik kullanımı Anne adayı, özellikle bakteriyel enfeksiyonlara karşı savaşında kendi başına galip gelemiyor ve buna bağlı olarak gebeliği tehlikeye girmek üzereyse, antibiyotik kullanımı şart hale geliyor. Ancak bu ilaçların seçiminde doktorun kesinlikle kontrol ve onayının alınması, kullanılacak antibiyotiğin etken maddesi ile dozajının gebeliğe zarar vermeyecek şekilde özenle seçilmesi gerekmektedir. Antibiyotik kullanılmadığı durumlarda ilerleyen enfeksiyonlar, erken zar yırtılması ve erken su gelişi, erken doğum eylemi ile anne rahmi iltihaplarına sebep olabilir; ateşin de eşlik ettiği enfeksiyonlarda ateş, anne karnındaki bebeğin kalp atışlarının hızlanmasına ve kalp ritm bozukluklarına yol açabilir. Grip gebelikte tehlikeli midir? Hamileyken gripten korunma yolları Hangi antibiyotiklerin hamilelikte kullanımı serbest? Gebelikte kullandığımız antibiyotikler B grubundadır ve bu grup antibiyotiklerle yapılan hayvan deneylerinde fetüste bebekte bir tehlike meydana getirdiği kanıtlanmamış ya da hayvan deneylerinde yan etki saptansa bile kontrollü insan deneylerinde bu yan etkilerin izlenmediği ilaç grubudur. Güvenlidir. Bu antibiyotik grubu ile anne adaylarında ortaya çıkan toplum kökenli zatürre, idrar yolları iltİhapları sistit, börek iltihabı, sinüzit, diş apseleri, selülit denilen cilt enfeksiyonları güvenli bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Hamilelik dönemi içerisinde anne adayına zarar vermeyecek B grubuna giren antibiyotikler; penisilinler, sefalosporinler, klindamisin, makrolidler eritromisin, azitromisin, nitrofurantoin ve metranidazol içerikli ilaçlardır. B grubu gebelikte kullanılabilen antibiyotikler Etken madde olarak 1- Penisilinler Penisilin grubu antibiyotikler Augmentin, Duocid gibi yıllardan beri kullanılan ve antibiyotikler arasında gebelikte kullanım açısından en güvenli olanlardır. Bunlara yeni jenerasyon penisilin türevleri de dahildir. 2- Sefalosporinler Sefalosporin grubu antibiotikler Zinnat; cefatin gibi konusunda yapılan kısıtlı sayıda çalışmada fetus üzerine olumsuz bir etki bildirilmemiştir. Bu grubun yıllardan beri anne adaylarında kullanıldığı göz önüne alınırsa penisilinler kadar güvenli olduğu söylenebilir. Hamilelikte asla yapmamanız gereken 8 beslenme hatası! 3- Klindamisin Klindamisin de eritromisine benzer bir antibiyotiktir. Akne tedavisinde hem ağızdan hem de topikal yoldan kullanılır. Gebelikte topikal klindamisin kullanımın bebekte anomali riskinde artışa neden olmadığı kabul edilir. 4- Makrolidler Eritromisin, azitromisin Eritromisin özelllikle penisilin alerjisi olanlarda kullanılan bir diğer antibiyotiktir. 5- Nitrofurantoin pyeloseptyl Oldukça güvenli ve idrar yolu enfeksiyonlarında sıklıkla tercih edilen bir ilaçtır. 6- Metranidazol Toplum ve tıp dünyasında eskiden metronidazol içeren antibiyotiklerin bebekte kusurlu doğumlara neden olacağı kabul edilirken, son günlerde gerçekleştirilen araştırmalar neticesinde böyle bir soruna sebebiyet vermediği ortaya çıkmıştır. Folik asit eksikliği nasıl anlaşılır? Folikasit içeren besinler ve faydaları Her hamilelik kendine özgüdür Şunu çok iyi bilmek gerekir ki; her hamilelik farklıdır, her hastalık da farklıdır. Bu yüzden anne adaylarımızın ya da hastalarımızın yanlışa düştüğü en önemli konu; ”O, antibiyotik kullandı böyle oldu ya da şunu kullanmadı, şöyle oldu!” diye kendisini başka hamile ya da hastalarla kıyaslamaktır. Bir başka deyişle, antibiyotik kullanımına gerek olup olmadığına hamilenin kendisinin karar vermesidir. Bu vahim hataları çok sık duyuyoruz. Google ile sağlığınızı riske atmayın! “Ben akşam internetten araştırdım, bu böyleymiş!” şeklindeki yaklaşım, ihtiyaç olduğu kesin olmasına rağmen kullanmamakta ısrar ettiği antibiyotiğin yokluğu, hem annenin hem de bebeğinin sağlığını risk altına sokar. Bu karar bir gecede Google’dan bakılarak karar verilebilecek kadar kolay bir durum olsaydı; hekimlere niçin ihtiyaç var! Gebeler için sağlıklı beslenme önerileri Hamilelikte nasıl beslenmeli Bu laboratuvarlar neden hala araştırmalarına devam ediyor! Bu yüzden internetteki bilgilere kulak asmayıp, takipli doktorlarına güvenerek gebeliğin takibine devam etmek, sağlıklı bir hamilelik için büyük önem taşır. Unutulmamalıdır ki; her kadın hastalıkları ve doğum hekimi, sizin ve bebeğinizin mutlak iyiliği için çalışır.
Annede bulunan enfeksiyon, hamilelik sırasında bebek üzerinde önemli bir etkisi olan yaygın bir durumdur. Bazı enfeksiyonlar utero gelişimin bozulmasına ve hatta fetüsün ölümüne neden olur. Bazı enfeksiyonlar annede bulunurken, fark edilmeden bulunurken, bebekte büyüme bozukluğu ve işitme kaybı gibi ciddi sonuçlar doğurabilir. Artan kanıtlar, bebek üzerinde uzun vadeli bir etkisi olmadığı düşünülen koryoamniyonit gibi enfeksiyonların bile fetal gelişimi değiştirebileceğini Simpleks VirüsüHerpes simpleks virüsleri, HSV-1 ve HSV-2 olmak üzere iki tipte büyük, çift sarmallı DNA virüsleridir. Geleneksel olarak, HSV-1 belin üstündeki alanlarda veziküler lezyonlara neden olabilirken, HSV-2 belin altındaki alanları içerir. Bununla birlikte, genital HSV-1 lezyonlarını görmek giderek daha yaygın hale gelmektedir. Her iki tip de anneden alındığında yenidoğanlarda herpetik hastalığa neden olabilir. Bulaşma, doğum sürecinde genital lezyonlarla temas, asendan enfeksiyon, intrauterin veya doğum sonrası lezyonlarla temas yoluyla gerçekleşebilir. Annede doğuma yakın bir birincil genital HSV enfeksiyonu, tekrarlayan bir enfeksiyona kıyasla 10-30 kat daha fazla bulaşma riskine sahiptir. Bunun yenidoğanda daha düşük transplasental HSV antikor konsantrasyonlarına bağlı olduğu düşünülmektedir. Ne yazık ki, bir enfeksiyonu birincil ve tekrarlayan olarak tanımlamak kolay olmayabilir, çünkü kadınlar asemptomatik ve önceden HSV enfeksiyonu geçirdiklerinin farkında olmayabilirler. Ayrıca, klinik semptomların yokluğunda viral bulaşma meydana gelebilir. Hamile bir kadın doğuma yakın HSV’ye özgü genital lezyonlara sahipse, lezyonların swabları viral kültür için gönderilebilir ve tipini belirlemek için serolojik testler ile PCR yapılabilir. Primer enfeksiyon veya ilk atak olarak sınıflandırılan kadınlar, 7-10 gün süreyle oral asiklovir ile tedavi edilebilirken, tekrarlayan atak geçirenler, 5 gün boyunca aynı veya daha yüksek dozla tedavi edilebilirler. Bir kadının bilinen bir HSV öyküsü varsa, doğumda rekürrens riskini azaltmak için 36. gebelik haftasında baskılayıcı tedaviye başlanmalıdır, ancak bu dökülmeyi tamamen baskılamayacaktır. Diğer önleyici yöntemler arasında, fetal kafa derisi elektrotları gibi invaziv fetal monitörizasyondan kaçınılması ve doğum sırasında lezyonlar mevcut olduğunda elektif sezaryen bölümlerinin tercih edilmesi yer alır. Yenidoğan HSV’nin farklı belirtileri olabilirken, SEM hastalığı cilt, göz veya ağız hastalıklarını içerir ve HSV’li bebeklerin %45’inde SEM olur. HSV’li bebeklerin %30’unda deri tutulumu olsun veya olmasın lokalize merkezi sinir sistemi CNS hastalığı gelişir. HSV’li bebeklerin geri kalan %25’i, en yaygın olarak karaciğer ve akciğerler olmak üzere birçok organı tutabilen yaygın hastalığa sahip olurlar. Hastalığın başlangıcı, SEM hastalığı yaşamın 5-11. günlerinde, CNS hastalığının 8 ila 17. günlerinde ve yaygın hastalık yaşamın 10 ila 12. günlerinde ortaya çıkmasıyla farklı belirtiler arasında değişiklik gösterir. İlk semptomlar spesifik olmayabilir ve beslenme güçlükleri, uyuşukluk, nöbetler, sepsis şüphesi, veziküler döküntü veya ciddi karaciğer fonksiyon bozukluğunu içerir ve enfekte yenidoğanların %30 kadarında deri lezyonu yoktur. HSV’li yenidoğanlarda yüksek morbidite ve mortalite oranları olabileceğinden, tanının konulması ve şüphelenildiği anda tedaviye başlanması zorunludur. Aktif genital lezyonları olan kadınlardan doğan asemptomatik yenidoğanların yönetimine ilişkin kılavuzlar yayınlanmıştır. Annelerinde gebelik öncesinde genital HSV öyküsü olan ve doğumda aktif lezyonlarla başvuran yenidoğanlarda bulaşma riski düşüktür. Bununla birlikte, bebeğin yine de kültür ve PCR için alınan ağız, nazofarenks, konjonktiva ve anüsün yüzey sürüntülerinin yanı sıra yaşamın 24. saatinde gönderilen serum HSV PCR’sine sahip olmalıdır. Yaşamın 24 saatine kadar numune göndermeyi beklemek, herhangi bir pozitif sonucun anne kontaminasyonunu değil bebekte aktif viral replikasyonu temsil etmesini sağlar. Bebek semptomatik hale gelmedikçe veya yüzey sürüntüleri ve serum pozitif olmadıkça bu durumda intravenöz asiklovir başlatılmaz. Bu, enfeksiyonu teyit edecek ve PCR testi için beyin omurilik sıvısı BOS elde etmek için lomber ponksiyon gereklidir. CSF PCR’nin sonucu, tedavi süresinin belirlenmesinde anahtardır. BOS ve serum HSV PCR negatif ise enfeksiyondan hastalığa ilerlemeyi önlemek için toplam 10 gün süreyle ampirik IV asiklovir uygulanırken, BOS PCR pozitif ise, tedavi 21 gün boyunca uygulanmalıdır. Tedavi kursu tamamlandıktan sonra, CNS hastalığı vakalarında klerensi belgelemek için tekrar lomber ponksiyon gereklidir. Tekrarlanan BOS HSV PCR’si hala pozitifse, asiklovire 7 gün daha devam edilir ve açıklığı göstermek için tekrar lomber ponksiyon elde edilir, ayrıca bu işlem BOS negatif olana kadar tekrarlanır. HSV hastalığı için tedavi gören herhangi bir bebek, parenteral tedavinin tamamlanmasından sonra 6 ay boyunca oral asiklovir ile baskılayıcı tedavi görmelidir. Aktif genital lezyonları olan bir anneden asemptomatik bir yenidoğan doğarsa ancak gebelik öncesinde genital HSV öyküsü yoksa, bunun birincil, birincil olmayan veya tekrarlayan enfeksiyon olup olmadığının ayırt edilmesi önemlidir. Anne sadece swabları PCR testi ve kültürü için göndermemeli, aynı zamanda HSV-1 ve HSV-2 antikorları için serum serolojik testleri de yaptırmalıdır. Bebeğin, HSV yüzey kültürleri ve serum ve BOS’un PCR testi ile 24 saatlik yaşamda değerlendirilmesi gerekir. BOS numuneleri ayrıca, tarama serumu alanin aminotransferaz elde edilerek hücre sayımı ve kimyaları için gönderilmelidir. Sonuçlar beklenirken 24 saatlik yaşta numuneler alındıktan sonra IV asiklovir ampirik olarak başlatılır. Annenin ilk epizod birincil veya birincil olmayan enfeksiyona sahip olduğu kabul edilirse, bebeğin tedavisi normal bir değerlendirme için 10 günlük IV asiklovir, anormal değerlendirme için 14 gün ve CNS enfeksiyonu için 21 gün içerir. Bebeğin herhangi bir noktada, hatta yaşamın 24. saatinde yapılan testlerden önce semptomatik hale gelmesi durumunda, derhal değerlendirme ve tedaviye başlanması gerektiğini belirtmek önemlidir. HSV karakteristik anne jenital lezyonlarda ortamında membran uzun kopma > 4-6 saat ve prematürite <37 hafta gebelik, diğer risk 24 saat önce, hızlı test ve tedavi içerebilir. Bebeklerin sadece %10’u tedavi edilmemiş HSV yayılmış hastalıkta hayatta kalırken, bebeklerin %50’si tedavi edilmemiş HSV CNS hastalığında hayatta kalır. Yetersiz şekilde tedavi edilen veya edilmeyen HSV SEM hastalığı, yayılmış veya CNS hastalığına ilerleyebilir. Hayatta kalanların önemli bir oranı, motor, konuşma ve gelişimsel gecikme şeklinde bazı nörolojik sekelleri gösterir. Sonuçlar, özellikle mortalite, tedaviye ne kadar erken başlanırsa o kadar iyileşir, bu da HSV enfeksiyonundan şüphelenildiğinde ampirik tedavinin değerlendirilmesini ve başlatılmasını zorunlu kılar. Oral baskılayıcı tedavinin, uzun süreli antiviraller almayanlara kıyasla 12 aylıkken nörogelişimsel sonuçları iyileştirdiği gösterilmiş olup, bu da HSV hastalığından etkilenen bebeklerde devam eden nörolojik hasarın meydana gelebileceğini ve ZosterVaricella-zoster virüsü VZV, solunum damlacıkları, cilt lezyonlarıyla doğrudan temas ve gebelik sırasında transplasental yolla bulaşan bir herpes virüsüdür. Gebeliğin son birkaç haftasında VZV’ye maruz kalan bebeklerde oldukça şiddetli olabilen yenidoğan suçiçeği gelişebilir. Konjenital varisella sendromu CVS, gebelik sırasında maruz kalan bebeklerde gelişir ve maruziyetin ilk trimesterde ortaya çıkması durumunda risk en yüksek olur. 20 haftalık gebelikten sonra maruz kalan bebeklerin CVS geliştirme şansı sadece %2’dir. CVS’li bebeklerde en sık dermatomal dağılımda cilt lezyonları vardır, bunu nörolojik kusurlar, göz hastalıkları ve iskelet anomalileri takip eder. Nörolojik kusurlar serebral kortikal atrofi ve ventrikülomegali içerebilir, ne yazık ki CVS, vakaların yaklaşık %30’unda yaşamın ilk ayında ölümcüldür. 1995 yılında onaylanan monovalan aşı ve 2005 yılında tanıtılan kuadrivalan aşı, 2 doz aşıdan sonra seroproteksiyon yaklaşık %100 olduğu için konjenital enfeksiyon prevalansını etkilemiştir. Bu nedenle, şu anda CVS son derece nadir bir hastalık olarak kabul neonatal-briefs/ maternal Özlem Güvenç Ağaoğu
Seval Taşdemir Cevabı Gebelikte de gerektiğinde lokal anestezi verilebilmektedir. Gebelikte de kullanılabilen anestezik maddeler vardır.
Giriş Tarihi 1404 Kulak ağrısı, çoğu bebeğin kbusu olduğunu ve nadir olmayan bir durum olmadığını söyleyebiliriz. Yazımızda ebeveynleri yakından ilgilendiren kulak ağrısının nedenleri, belirtileri ve tedavi yollarını tatmin edici bir şekilde irdeleyeceğiz. Faydalı olmasını temenni ediyoruz. BEBEĞİMİN BİR KULAK ENFEKSİYONU OLUP OLMADIĞINI NASIL ANLARIM? Bebekteki kulak ağrısı kulak iltihabı akut otitis media olarak da bilinir yada başka bir hastalıktan kaynaklanabilir. Bebeğinizin kulağının ağrıyıp ağrımadığını anlamanın en kolay yolu onun ruh halinde bir değişiklik olup olmadığını fark etmenizdir. Bu durumda bebeğiniz telaşla sağa sola döner yada normalden fazla ağlamaya başlar. Bu konuda anneler uyanık olmalıdır. İster hafif isterse de yüksek olsun ateş de kulak ağrısındaki diğer bir ipucudur. Kulak ağrıları bir soğuk algınlığı yada sinüslerle ilgili bir hastalıktan sonra atağa geçme eğilimindedir. Bu nedenle, bu hastalıklardan sonra bebeğinizin hassasiyetini aklınızda bulundurun. Bunlara ek olarak kulak ağrılarında aşağıdaki belirtilerde görülebilir; Kulağı çekiştirme Uykuda bağırarak uyanıp ağlama Gece huzursuzluğu Kulak akıntısı sarı veya yeşil renkte olabilir ve her bebekte oluşmayabilir İştahta azalma Kulak enfeksiyonları gastrointestinal sistemi etkileyebileceğinden kusma Akıntının pis kokusu Kulak tıkanıklılığı İşitme azlığı Kulak iltihabında ve kulak sorunlarında ağrı ilk bulgulardan biridir. Ağrısız kulak problemleri genelde çok acil ve önemli değildir. KULAK AĞRISI NEDENLERİ NELERDİR? Kulak enfeksiyonlarına genelde bakteriler neden olur fakat bundan virüsler de sorumlu olabilir. Bebeğin kulak zarının arkasındaki sıvının enfekte olması sonucu ortaya çıkar. Kulak ağrılarında en sık görülen sebep orta kulak iltihabıdır. Ondan sonraki diğer sebep ise dış kulak iltihabıdır. Üçüncüsü de yansıyan ağrılardır. Yani dişten ya da çeneden bir ağrının kulağa vurmasıdır. Kulak ağrıları nadiren de olsa kulağa alınan bir darbe sonucutop çarpması oluşur. Kulak ağrıları %95 oranında nezle, grip gibi yani üst solunum yolu enfeksiyonunun direk kulağa vurması şeklinde ortaya çıkar. Yapılan bir araştırmaya göre emzik kullanımı bebeklerde ve küçük çocuklarda orta kulak iltihabı riskini artırıyor. İstatistiklere göre emzik kullanmayan bebeklerde orta kulak iltihabı riski %33 daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Bunun dışında rüzgar ve soğuk, bazı kimselerde gürültülü ortam da kulak ağrılarının nedeni olabilir. NE ZAMAN DOKTORA GİDİLMELİDİR? Kulak ağrısı önemli bir ağrıdır. Basit bir ağrı gibi geçiştirilemez. Kulak ağrısı kulak zarının hareketiyle oluşan bir ağrıdır ve özellikle diş ağrısı gibi tuttuğu zaman mutlaka kişiyi ciddi anlamda yorar. Kendini belli eder ve gizli, basit bir ağrı şeklinde olmaz. Dolayısıyla bir çocuk bir kere kulağının ağrıdığını söylese bunu dikkate almak gerekir. Çünkü kulakta basit ağrıdan bahseden bir çocuğun mutlaka bir basit sebebi vardır ve ilerleyecektir. İlk şikyetlerde kulakta hafif bir ödem vardır ve o gece şiddetlenebilir. Hafif ağrılarla gider ama gözden kaçan orta kulakta sıvı birikimi bebeğinizin işitmesini azaltacaktır. Bu çerçevede çocuk eğer normalde demediği bir dönemde kulağım ağrıyor diyorsa mutlaka bir hekime gidilmesi gerekir. HANGİ DOKTORA GİTMELİYİM? Bebeğinizin kulağı ağrıyorsa hem çocuk hem de KBB uzmanına başvurabilirsiniz. Fakat çok sık kulak problemi oluyorsa veya problem tedaviye cevap vermiyorsa bir kulak burun boğazKBB doktorunun görmesi yerinde olacaktır. Kulak iltihabının olması ya da yılda bir iki defa olması çocuk doktorunun çözebileceği problemdir. Fakat her ay olması, olup da geçmemesi, tedaviye dirençli olması veya dış kulak problemlerinden dolayı zarın görülememesi, akıntının birikmesi, dış kulak yolunun şişmesinden dolayı bir rahatsızlık varsa bu durumu çocuk doktorları bunu tam olarak çözemeyebilir. Bu bakımdan işitme ile ilgili testler ve diğer destek tedavi için kulak burun boğaz hekimlerinin mutlaka görmesi gerekmektedir. KULAK AĞRISINDA TEDAVİ Kulak ağrılarında nedenine bağlı olarak alanında uzman bir doktoru ziyaret etmenizde yarar vardır. Bebeklerde kulak ağrısı her ne kadar kendi kendine geçebilen bir hastalık olsa da doktorlar hemen hemen her zaman uygun bir antibiyotik reçete ederler. Antibiyotiğe ilave olarak enfeksiyonun neden olduğu ağrıyı hafifletmek için ibuprofen veya asetaminofen gibi bir ağrı kesici önerebilir. Önerilen ilaçlar öngörülen sürede tamamlandıktan sonra bebeğinizi tekrardan kontrole götürünüz. KULAK AĞRISINA GELECEKTE NASIL ENGEL OLABİLİRİM? Bebeğinizin kreş veya oyun alanlarında daha fazla mikropla karşılaşmasına engel olun. Elbette ki bu, bebeğinizin her zaman korunacağı anlamına gelmez. Bebeğinizin her hangi bir yerden mikrop kapmaması için kendi ellerinizi ve bebeğinizin ellerini sık sık yıkayın. Bunun dışında aşağıdaki uygulamaları yapın; BEBEĞİNİZİN AŞILARINI GÜNCEL TUTUN Aşılar kulak enfeksiyonuna yol açan belirli hastalıkları önlemeye yardımcı olabilir. Örneğin, genelde 5 yaşın altındaki çocukları etkileyen menenjit hastalığı için yapılan HibHemofilus İnfluenza Tip B aşısı çocuğunuzu koruyabilir. Bebeğinizin özellikle bir grip hastalığından sonra bu hastalığın ortaya çıktığı düşünülürse bebeğinize grip aşısı yaptırabilirsiniz. Unutmayınız ki grip aşısı 6 ay ve üzerindeki çocuklara yapılmaktadır. BEBEĞİNİZİ EMZİRİN Her anne bebeğin sağlığı ve gelişimi için mutlaka bebeğini emzirmelidir. En az 6 ay bebeğinizi emzirin. Centers for Disease Control and Prevention and the Food and Drug Administration'nin araştırmasına göre hayatının ilk 6 ayında anne sütü ile beslenen çocukların, kulak enfeksiyonu gelişme olasılığının daha düşük olduğunu tespit etmişlerdir. Mama ile beslenen bebeklerde ise %70 daha fazla olasılık var. BEBEĞİNİZİ SİGARA DUMANINDAN KORUYUN Tütün dumanı bebeğinizin bağışıklık sistemini baskıladığı için kulak enfeksiyonuna yakalanma riskini artırır. KULAK AĞRISI NE KADAR CİDDİ BİR HASTALIK?Şiddetli kulak ağrıları veya tedavi edilmemiş bir enfeksiyon çocuğunuzun kulak zarında çatlamaya neden olabilir. Bu olay çok sık meydana gelmemekle birlikte çabuk iyileşir. Fakat kulak temizlenir ve uzman bir doktorda tedavi edilirse sorun ortadan kalkacaktır. Tekrarlayan kulak enfeksiyonları bazen işitme kayıplarına neden olabilir. Çok nadir durumlarda, tedavi edilmeyen kulak enfeksiyonları, kulak arkasında kafatası iltihabınamastoidit ya da menenjit hastalığına neden olabilir. KULAK KİRİ AĞRIYA NEDEN OLUR MU?Kulak yolunda ki akıntı koruyucudur ve bunun temizlenmemesi gerekir. Bu doğal kıvamlı akıntı sayesinde kulak kendini temizler ve akıntıyı dışarı iter. Yanlış olan kulağın içine bir şey sokulmasıdır. Şayet, ille de bir şey yapılması gerekiyorsa, bundan dolayı rahatsızlık yaşanıyorsa parmakla, selpakla akıntının dışarıda olan kısmını silin. Bunun dışında kulağa yapılabilecek her şey zarar verir. İstemeden kulaktaki birikintiyi içeri itebilir, kulaktaki nemi alarak iltihap olmasına neden olabilirsiniz. Gerek yetişkin gerekse de çocuk olsun pamuklu çöplerin ya da hiçbir maddenin kulağa sokulmaması gerekir. Şayet akıntı içeride birikiyorsa bunun temizlenmesi gerekir. Çocuklarda da meydana gelebilen bu akıntı koyu miktarlı olur veya suyla birlikte şişer. Bu basit bir kulak kiri şişliğiyse ağrı yapmaz. Ağrı yapması için içerdeki akıntının iltihaplanması, havuzdan – denizden gelen suyla iltihaplanması veya kirin bir şekilde zara kadar ilerleyip zara değmesi gerekir. İşte bu durumlar ağrı meydana getiri. Aslında kulak akıntısına kir demek doğru değildir dışarıdan gelen bir akıntı değil kulağın kendi salgısıdır ki-tek başına bir ağrı sebebi değildir. ÇOCUKLARDA KULAK AĞRISI İLE BİRLİKTE AKINTI Normalde herkesin kulak salgısı vardır ve normal bir durumdur. Fakat bir çocuğun kulağının akması normal bir durum değildir. Akan salgı, dışarı doğru akan, sarı ve koyu kıvamlı hatta belli bir kokusu olan bir salgıdır. Bazı çocuklarda kulak salgısının miktarı, kıvamı değişirse, ağrı eşlik ediyorsa ve buna işitme azlığı gibi bulgular ekleniyorsa bir doktora götürmek gerekir. Dış kulak yolundan olan akıntı daha çok yazın görülür. Nedeni ise havuza dalan çocuklarda suyun temiz olmaması dış kulak yolunda iltihaba olur. Bu da ciddi ağrılar verir, dış kulak şişer, kapanır, ateş yapar ve kulak akabilir ve muhtemelen pis koku yapacaktır. Bu önemli bir dış kulak yolu iltihabıdır ve tedaviye ihtiyaç duyar. Diğeri de orta kulak iltihapların da yine zar delinip akar. Bu önemli değildir yani kulak akar, hatta kulakta kanlı akıntı olunca çok endişeye kapılmayın. Bu çok anormal bir durum değildir. Çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonu, orta kulak iltihabına yol açabilir. Saf orta kulak iltihabı hiçbir zaman olmaz. Her zaman üst solunum yolundan sonra tekrarlar. Zar bombeleşir şişer ve ince yerinden patlar akar. Akması kötü değil aksine iyidir. Aktığı anda ağrı ve ateş gider, çocuk rahatlar. Zaten uzmanlar bazen çabuk iyileşsin diye orta kulak iltihabında zarı çizip akıtırlar. Kulak akıntısında korkmamak gerekir, eğer zar patlarken- yırtılırken bir damara denk gelmişse de kanla akıntı olur. Bunun hiçbir şekilde korkulacak bir yanı yoktur çocuk rahatlar. Ondan sonra tedavisi neyse yaptırılması gerekir.
gebelikte kulak enfeksiyonu bebeğe zarar verirmi