Abdi İbrahim Medikal Direktörlüğü uyarıyor: Türkiye’de hepatit B virüsü taşıyan 3,5 milyon insan bulunuyor Antik çağlardan bugüne, Hepatit B virüsünün insanları enfekte ettiği ve hastalığa neden olduğu tahmin edilmekle beraber, Hipokrat’ın günlük pratiğinde dahi sarılık ile ilgili gözlemlere yer verdiği bilinmektir.
Unutmamak gerekir ki, Hepatit B virüsü çok yaygın olması nedeniyle, HIV virüsüne göre 50-100 kat daha öldürücü bir hastalıktır. Ülkemizde hastalığın bulaşmasında büyük oranda rol alan hepatit B taşıyıcılık oranı yüzde 3 ile yüzde 13 arasındadır. En önemlisi Hepatit B’den aşılanarak korunmak mümkündür.
6hours agoLas hepatitis B y C son las que evolucionan a la cronicidad (persisten por largo tiempo y dañan de manera progresiva al hígado) derivando en cirrosis, cáncer o insuficiencia hepática y se estima que solo entre 15 y 18% de las personas que tienen ese diagnóstico se tratan. Un 18% de las personas diagnosticadas con hepatitis B y C, los tipos
EngerixB Pediatrik Aşı ( Hepatit B Aşısı) Euvax-B Aşı 0.5 ml 1 Flakon (Hbs Ag (Rekombınant) Euvax-B Aşı 1 ml 1 Flakon (Hbs Ag (Rekombınant) Genhevac B 20 mcg/0.5 ml (Hepatıt B Asısı (HbsAg-20 Mcg) H-Vac Erişkin 1 ml IM 1 Ampül (Rekombinant Hepatit B Virüsü Yüzey Antijeni H-Vac Pediatrik 0.5 ml IM 1 Ampül (Rekombinant Hepatit B
La vaccination contre l’hépatite B est la méthode la plus efficace et la moins chère pour protéger progressivement l’ensemble de la population contre la maladie et contre son passage vers une forme chronique. Grâce à la vaccination systématique des bébés, l’hépatite B est devenue bien plus rare.
HepatitB, karaciğerin iltihaplanmasına sebep olan bir virüstür. Sigaradan sonra kansere neden olabilen en yaygın virüs türüdür. Hepatit B virüsünün neden olduğu hastalık virüsün adıyla ya da bulaşıcı sarılık olarak bilinmektedir. Karaciğerin iltihaplanmasına sebep olan bir çok virüs arasından sadece bir tanesidir.
K5ykH. EnglishDr. Besler, Biorezonans ile Hepatit B tedavisinde farklı ve başarılı bir metot B nedir?Hepatit B, karaciğer iltihabı denen karaciğer yetmezliğine hatta kansere kadar götüren bulaşıcı, tehlikeli ve ölümcül bir B nasıl bulaşır?Taşıyıcı olan kişilerin kan ve kan ürünleri , cinsel ilişki ve doğum esnasında B bulaşınca vücutta ne yapar?Hepatit B ile karşılaşan vücudun bağışıklık sisteminin 3 seçeneği sistemi hepatit B virüsüyle savaşında başarılı olur. Hepatit B virüsüne karşı yeterli antikor geliştirir. Bu durumda tam bağışıklık gelişir, yani kişi iyileşir, bir daha hasta sistemi virüse karşı yeterli antikor geliştiremez. Sonuç olarak kişi tam iyileşemez ve virüsü taşır. Her an hastalık riski taşır ve virüsü bulaştırır. Hepatit B virüsü vücutta yaşayabilmek ve bağışıklık sistemine karşı koyabilmek için kişiye özgü bir form ve uyum geliştirir ve kendini bağışıklık sisteminden koruyarak karaciğere yayılır. Biz buna gizli taşıyıcılar sistemi hiç koruyucu antikor oluşturmaz, virüs hedef organ karaciğeri ele geçirir, fonksiyonlarını bozar. Bazı kişilerin bağışıklık sistemi çok zayıftır, virüse karşı etkili bir savunma yapamaz. Yine kişiye özgü olarak hafif ya da çok ağır bir şekilde karaciğer hastalanır. Sonuçta kişi karaciğer yetmezliği ya da kanserine doğru yol ve moraterapide amaç; hepatit B virüsüyle taşıyıcı olan kişinin bağışıklık sisteminde yeterli antikor oluşturmasını amaçlayarak, hastalığa karşı DOĞAL bağışık duruma geçmesini tedavi sırasında sadece hepatit terapisi yapılmaz. Ağır metaller, çevresel toksinler, gıda intoleransları ve diğer enfeksiyon yüklerinden dolayı bağışıklık sistemi zayıflamış durumdadır. Terapi sırasında bunlar da tedavi edilerek bağışıklık sistemi özgü olarak yapılan Moratest yöntemi ile bağışıklık sistemini güçlendiren vitamin, mineral ve bitkisel yardımcılar da tedavide tamamlayıcı olarak ve Biorezonans tedavisinin ana amacı bağışıklık sistemini virüse karşı in yöntemiyle tedavi nasıl yapılır?Zayıf bağışıklık sisteminde gelişen virüsün kişiye özgü elektromanyetik salınımı yani frekansı özel bir test yöntemi ile tesbit edilir. Bulunan frekans değiştirilerek ters çevrilir. Ve hedef organ karaciğere ve bedenin bazı bölgelerine özel proplarla verilir. Virüsün kendi frekansı ile çarpışan bu sanal virüs frekansı virüsü zayıflatır. Bu bir tür enerjitik aşılamadır. Yapılan bu enerjitik aşılama sonucu duyarsızlaşan bağışıklık sistemi bu virüse etkili bir cevap geliştirir ve savaşmaya başlar. Bu terapilerin sonucu bağışıklık sistemi hücreleri hepatit B virüsüne gerekli antikor oluşturmaya başlar. Her seansta test tekrar edilir virüsün frekansı ve gücü tekrar ölçülür. Çünkü virüs yaşayabilmek ve konakta kalabilmek amacıyla form değiştirir. Bu da virüsün farklı bir elektromanyetik salınıma geçmesi demektir. Tedavinin başarısı kişiye özgü olan virüs frekansının bulunmasıdır. Her seansta kişiye özgü yapılan bu ölçümle yapılan terapi bağışıklık sisteminin virüsü yenmesini ve etkili antikor cevabı oluşturmasını sağlayarak tedavi başarısını geliştirir. Seanslar bedende virüs frekansının tamamen silİnmesine kadar devam Besler’ in geliştirdiği bu tedavi kaç seanstır?Moraterapi hepatit tedavisi hastanın bağışıklık sisteminin gücüne bağlı olmak kaydı ile 6 ila 14 seans tedavi sırasında sadece hepatit terapisi yapılmaz. Ağır metaller, çevresel toksinler , gıda intoleransları ve diğer enfeksiyon yüklerinden dolayı bağışıklık sistemi zayıflamış durumdadır. Terapi sırasında bunlarda tedavi edilerek bağışıklık sistemi B ve Hepatit C kişiye özgü seyreden hastalıklardır. Tedavisi de tamamen kişiye özgü özgü olarak yapılan moratest yöntemi ile bağışıklık sistemini güçlendiren vitamin , mineral ve bitkisel yardımcılar da tedavide tamamlayıcı olarak C virüsünün tanı ve tedavisi de aynı kimlere uygulanmaz?Üç aylık gebeler, bağışıklık sistemi çok zayıf olanlar ve kalp pili bulunanlar tedaviye Etkileşimi
Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk/ 6 Nisan 19201- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Kenya'da?Erdoğan, Jomo Kenyatta'nın mozolesine çelenk koyacak, resmi karşılama töreninin ardından ?Kenya Cumhurbaşkanı Uhuru Kenyatta ile baş başa ve heyetlerarası görüşmelerde ülke arasında imzalanacak anlaşmaların ardından Kenyatta ile ortak basın toplantısı düzenleyecek Erdoğan, BM Nairobi ofisini ziyaret edecek, ofis bahçesine fidan Erdoğan, Türkiye-Kenya İş Forumu'na ve resmi akşam yemeğine katılacak.Nairobi/ Fotoğraflı-Görüntülü2 - Başbakan Binali Yıldırım, AK Parti Genel Merkezi'nde, Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'na Genelkurmay Başkanlığını ziyaret edecek, Keçiören'de Osmanlı Halk Pazarı'nın açılışına iştirak edecek.Ankara/ Fotoğraflı-GörüntülüYASAMA YÜRÜTME SİYASET1- Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Türkiye Noterler Birliği Genel Kurulu ile Sorgun Ticaret ve Sanayi Odası yeni hizmet binasının açılış törenine katılacak.Ankara/ Fotoğraflı-Görüntülü2- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, 105. Uluslararası Çalışma Örgütü Konferansı'na iştirak edecek.Cenevre ?Fotoğraflı-Görüntülü3- Sağlık Bakanı Recep Akdağ, sağlık muhabirleriyle kahvaltıda bir araya gelecek.Ankara/ Fotoğraflı-Görüntülü4- CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdal Aksünger, parti genel merkezinde basın toplantısı düzenleyecek.Ankara/ Fotoğraflı-Görüntülü5- TBMM'den...Genel Kurulda Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Komisyonunda Bilirkişilik Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerine devam Komisyonunda İller Bankası Genel Müdürlüğünün 2013-2014 yılı hesapları üzerinde görüşmeler yapılacak.TBMM/ Fotoğraflı-GörüntülüEKONOMİ1- Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Fransa Sanayici ve İşadamları Derneğince düzenlenen etkinlikte Fransa'nın iş dünyası temsilcileriyle bir araya Natixis Yatırım Bankası ve Başbakanlık Yatırım Ajansınca organize edilen toplantıda, Fransa finans dünyası ve portföy yöneticileriyle buluşacak.Paris Fotoğraflı-Görüntülü2- Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Uluslararası Tarım Sigortaları Sempozyumu'na katılacak.İstanbul/ Fotoğraflı-Görüntülü3- Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Ankara Ticaret Odası Başkanı Salih Bezci ve beraberindeki heyeti kabul edecek, Malatya İl Danışma Meclisi toplantısına katılacak.Ankara/ Fotoğraflı-Görüntülü4- Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Turkcell Veri Merkezi açılış törenine katılacak, Osmangazi Köprüsü'nde incelemelerde bulunacak.Kocaeli/ Fotoğraflı-Görüntülü5- Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası haftalık para-banka ve menkul kıymet istatistiklerini açıklayacak.Ankara/ TÜİK, 2014 çevre istatistiklerini paylaşacak.Ankara/ Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütünün, petrol üretiminin dondurulması konusunun ele alınacağı 169. Olağan Toplantısı gerçekleştirilecek.Viyana Fotoğraflı-GörüntülüDÜNYA DİPLOMASİ1- Almanya Federal Meclisinde 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarına ilişkin karar tasarısının oylaması yapılacak.Berlin Fotoğraflı-Görüntülü2 - KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum lider Anastasiadis, ara bölgede Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum çocukların katılımıyla düzenlenecek etkinliğe iştirak edecek.Lefkoşa Fotoğraflı-Görüntülü3- Fransa'da hükümetin kanunlaştırmaya çalıştığı çalışma yasasına karşı ülke çapında yapılacak grevler takip edilecek.Paris Fotoğraflı-Görüntülü4- Lübnan Meclisi, cumhurbaşkanlığı seçimleri için 40'ıncı kez toplanacak.Beyrut Fotoğraflı-Görüntülü5- Irak'ın Enbar vilayetine bağlı Felluce'yi DAEŞ'ten kurtarma operasyonuna ilişkin gelişmeler takip ediliyor.Bağdat Fotoğraflı-Görüntülü6- Yemen'deki gelişmeler izleniyor.Sana/Taiz/Aden Fotoğraflı-Görüntülü7- Suriye iç savaşındaki gelişmeler takip ediliyor.Şam/Lazkiye/Halep/İdlib Fotoğraflı-GörüntülüGÜNCEL1- Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, "Gelin Gönüller Yapalım, Bu Ramazan ve Her Zaman" olarak belirlenen ramazan teması ve ramazan etkinlikleri hakkında bilgilendirme toplantısı yapacak.Ankara/ Fotoğraflı-Görüntülü2- YÖK Başkanı Yekta Saraç, "YÖK Kültür-Sanat Söyleşileri" kapsamında Ardahan Üniversitesinde, "Fotoğraf Sanatına Biçimsel Yaklaşımlar" söyleşisine katılacak.Ardahan/ Fotoğraflı-GörüntülüKÜLTÜR SANAT1- Anadolu Ajansının düzenlediği "İstanbul Photo Awards 2016"da ödül alan eserlerin yer aldığı sergi, İstanbul Fotoğraf Müzesi'nde sanatseverlerle buluşacak.İstanbul/ Fotoğraflı-Görüntülü2- Şair Cahit Zarifoğlu, birçok yazar, şair ve akademisyenin katılımıyla Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesince Necip Fazıl Kültür Merkezi'nde düzenlenen sempozyumla anılacak.Kahramanmaraş/ Fotoğraflı-Görüntülü3- "Dokuzuncu Haşmet" kitabıyla 45'inci kez düzenlenen "Orhan Kemal Armağanı" ödülünü kazanan İbrahim Yıldırım'a ödülü, Orhan Kemal Kültür Merkezi'nde takdim edilecek.İstanbul/ Fotoğraflı-Görüntülü4- Fransız Kültür Merkezi'nde Emre Öktem ve Thomas Jonglez'in katılımıyla "İstanbul'un Gizlisi Saklısı" kitabının tanıtımı yapılacak.İstanbul/ Fotoğraflı-Görüntülü5- İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarınca düzenlenen "Yaz Oyunları" kapsamında "Fehim Paşa Konağı", Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi'nde izleyiciyle buluşacak.İstanbul/ Fotoğraflı-GörüntülüSPOR1- A Milli Futbol Takımı, EURO 2016 hazırlıklarını sürdürecek.Antalya/ Fotoğraflı-Görüntülü2 - A Milli Kadın Futbol Takımı, 2017 Avrupa Şampiyonası Elemeleri 5. Grup maçında Rusya'ya konuk olacak.Khimki/ Fotoğraflı3- Kadınlar Avrupa Cimnastik Şampiyonası devam edecek.Bern/ Kadın Milli Voleybol Takımı, Montrö Masters Turnuvası'ndaki üçüncü maçında Brezilya ile karşılaşacak.Montrö/ HABER1- Nusaybin'deki terör operasyonunda sona doğru Mardin'in Nusaybin ilçesinde PKK'lı teröristlerce açılan çukurların kapatılması, kurulan barikatların kaldırılması, tuzaklanan patlayıcıların imhası için 14 Mart'ta başlatılan "Atmaca-7" operasyonu büyük ölçüde tamamlandı TSK ve emniyet unsurlarınca yürütülen müşterek operasyonda bugüne kadar 495 terörist etkisiz hale getirildi, 471 barikat kaldırıldı, 46 çukur kapatıldı, teröristlerce tuzaklanan bin 137 el yapımı patlayıcı imha edildiTerör örgütü PKK'nın ağır darbe aldığı, 75 teröristin teslim olduğu operasyonda Kışla, Zeynelabidin, Yenişehir ve Dicle mahalleleri teröristlerden temizlenirken, Fırat ve Abdülkadir Paşa mahallelerinde örgütün dağ kadrosundan küçük bir grup teröristin çembere alındığı belirtildiSerdar Açıl-Halil İbrahim Sincar/Mardin2- 7 askeri şehit eden PKK'lıları ahırda saklamışDiyarbakır- Bingöl karayolunda 18 Şubat'ta askeri konvoyun geçişi sırasında PKK'lı teröristlerin önceden tuzakladığı patlayıcıyı infilak ettirmesi sonucu 7 askerin şehit olduğu saldırıyla ilgili tutuklu 2 sanık hakkında, sekizer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldıSaldırı talimatının "Azad" kod adlı terörist tarafından verildiği belirtilen iddianamede, sanıklardan birinin, teröristleri saldırının gerçekleştiği köye getirdiği, diğerinin ise ahırda barındırdığı ifade edildiAziz Aslan/Diyarbakır3- İlk yerli Hepatit B aşısı üretildiYerli morfine imza atan Hacettepe Üniversitesi, yerli aşı konusunda da sanayi iş birliğiyle çalışmalarını tamamlayarak Hepatit B aşısı ürettiHÜ Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bülent Gümüşel "Çalışmalar sonucunda 14 Mayıs 2016 tarihi itibariyle Hacettepe Üniversitesi bünyesinde Eczacılık Fakültesinin yürütücülüğünde, Keymen firması ortaklığında ülkemizde ilk kez Hepatit B antijeni üretildi. Böylece üniversite-kamu-sanayi iş birliğiyle Türkiye'de aşı üretiminin mümkün olacağı bir kez daha gösterildi"-"Sağlık Bakanlığından, ilk defa üretimi gerçekleştirilen Hepatit B aşısının piyasaya çıkarılması için destek vermesini bekliyoruz"Yeşim Sert Karaaslan/Ankara***Anadolu Ajansının yayımladığı haber, görüntü, fotoğraf ve internet ile wap için oluşturduğu her türlü bilgi, abone olmayanlar tarafından hiçbir şekilde kullanılamaz. Abonelerimiz de sözleşme kapsamı dışında bu yayınları çoğaltamaz, başka kurum ve kuruluşlara aktaramaz. Aykırı davrananlar hakkında, hukuki ve cezai her türlü başvuru hakkımız saklıdır.
HekimHepatit C tedavisinde son yenilikler“European Association for the Study of the Liver EASL” Derneği tarafından bu yıl düzenlenen “International Liver Congress ILC”, 13-17 Nisan 2016 tarihleri arasında Barselona’da gerçekleştirildi. Dünya çapında pek çok katılımcıya ev sahipliği yapan kongrenin en önemli başlıklarından biri ’Viral Hepatitler’’ idi. Hepatit C tedavisindeki yeniliklerle ilgili olumlu ve çarpıcı verilerin, bu konudaki paradigmaları değiştirmesi ve hekim-hasta-sağlık sistemi açısından ezberleri bozması bekleniyorAbone OlAbbVie’den Gelen Haberler Yüz Güldürdü Direkt etkili ajanlar ile tedavi çözümleri sunan Abbvie Firması “Her hasta iyileşmeyi hak ediyor’’ sloganıyla kongrede yer aldı ve Viekirax-Exviera tedavileri ile ilgili son gelişmeleri katılımcılar ile paylaştı. İnterferon ve ribavirin ile 12 ay gibi uzun süreleri gerektiren hepatit C tedavisi, bu yeni ilaçlarla artık 12 haftada tamamlanabiliyor. Tedavi süresinin kısalmasının yanı sıra, hasta uyumunu artıran diğer faktörler ise yan etkilerin azlığı ve ilaçların oral yoldan alınması. Bu ilaçlar sayesinde, eskiden yüzde 40-45 düzeyinde olan tedavi yanıtı, yüzde 97-100 düzeyine çıkıyor ve hepatit C virüsü geri gelmemek üzere vücuttan atılıyor. Bu ilaçlar; hem tedaviye ilk kez başlanan naif hem de daha önce interferon ve ribavirin tedavisi almış hastalarda uygulanabiliyor. Kronik bir hastalık olan hepatit C, birçok hastada siroz ve karaciğer kanserine kadar ilerleyebiliyor. En az altı farklı genotipi genotipi 1-6 olan ve 52’den fazla subtipi olan bu hastalıkta, hastalığın gidişatını belirleyen en önemli unsur bu genotipler. Hepatit C tedavisinde en şanssız grup olarak değerlendirilen genotip 1’de bu yeni ilaçlar ile birlikte işler tersine döndü ve tedaviye en iyi yanıt veren genotip hâline geldi. Genotip 1b’nin Türkiye’de yüzde 84 ile en fazla görülen grup olması nedeni ile bu yeni tedavinin başarısı en çok Türkiye’deki hastaları ilgilendiriyor. Çünkü nonsirotik veya kompanse sirotik genotip 1b hastalarda yanıt alma düzeyi yüzde 97-100 seviyesine geldi. Hepatit C Tedavisindeki Gelişmeleri Fikir Lideri Hocalarımızla Konuştuk Hepatit C tedavisiyle ilgili bu heyecan verici gelişmeleri kongre sırasında iki değerli hocamızla konuştuk Türk Karaciğer Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Dr. Sabahattin Kaymakoğlu ve Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selim Gürel. Tüm dünyada hastaların birçoğunun kendisinde hepatit C olduğunu bilmediği ve istatistiklerin gerçek rakamları yansıtmadığı düşünülüyor. Sizce Türkiye’de bu bakımdan durum ne? Gerçek hasta sayısını biliyor muyuz yoksa bir buzdağının üst kısmını mı görüyoruz? Sabahattin Kaymakoğlu Dr. Kaymakoğlu Türkiye’de viral hepatitlerle ilgili verileri göz önüne getirirken, elimizde sağlam bir dayanağımız var; 2009’da Türk Karaciğer Araştırmaları Derneğinin yapmış olduğu epidemiyolojik çalışma. Beş bin 450 kişiyi kapsayan ve bütün Türkiye’yi temsil ettiğine inanılan gerçek bir epidemiyolojik çalışma. Bu çalışmanın verilerine göre Türkiye’de anti-HCV pozitifliği binde 9. Eldeki verilere göre, anti-HCV pozitiflerin yaklaşık yüzde 85’inin viremik olduğuna inanılır. Dolayısıyla bu açıdan baktığımızda, Türkiye’de 525-530 bin civarında HCV ile enfekte kişi var. HCV-RNA’sı pozitif, aşağı yukarı 530 bin kişi olarak söyleyebiliriz bu rakamı. Dolayısıyla, bu doğruluk payı en yüksek olan veri. Çok sağlam bir kanıtımız var. Sizin de işaret ettiğiniz gibi; bu kişilerden, “Ben hepatit C virüsüyle enfekteyim.” diyebilenlerin oranı yüzde 12. Dolayısıyla Türkiye’de farkındalık oranı bu. Yine söylediğiniz gibi, farkındalık hiçbir ülkede yüzde100 değil, değişik oranlarda. Ama Batı’da, Amerika’da örneğin; farkındalığın yüzde 30-50 civarında olduğu tahmin ediliyor. Yine Avrupa ülkelerinde yüzde 20-30’lu rakamlar söylenebilir. Bizde ise çok düşük. Dolayısıyla evet, bir buzdağının tepesini görüyoruz. Bilmediğimiz büyük bir grup var. Bu ancak risk gruplarını tarayarak ulaşabileceğimiz bir kitle. Onları da zamanla ortaya çıkaracağız. Bahsettiğiniz risk grupları kimlerdir? Dr. Kaymakoğlu Yine Türk Karaciğer Araştırmaları Derneğinin epidemiyolojik çalışmasına baktığımızda, ortaya konulan güzel bir veri var. Elli yaşın üzerinde sıklık artıyor. Hele 60 yaşın üzerinde bu risk yüzde 2,7’lere kadar çıkıyor ama 30 yaşın altına indiğinizde de binde 2-3’lere kadar düşüyor. Yani dolayısıyla, Türkiye’de 50 yaşın üzerindeki popülasyonda daha sık gördüğümüz bir durum. Yine ameliyat öyküsü olması, 1994’ten önce kan veya kan ürünü alınmış olması -çünkü 1994 yılından önce kan merkezleri anti-HCV için tarama yapmıyordu-, ailesinde karaciğer hastası olması gibi hepatit C virüsü bulaşması açısından riskli durumlar var. Dövme yaptırmış olmak, eski tarihlerde kullanılan kaynatılmış şırıngayla iğne olmuş olmak-yani aslında yine ileri yaş- diğer risk faktörleri olarak karşımıza çıkıyor. Böbrek hastası, diyaliz hastası olmak da risk grubu içerisine girmek için neden oluşturuyor. Dolayısıyla yaşlı popülasyon, ameliyat öyküsü olanlar, ailesinde karaciğer hastalığı olanlar ve 1994’den önce kan veya kan ürünü alanlar Türkiye’de en büyük risk gruplarını oluşturuyor. Hepatit C hastaları sosyal ve iş yaşamları yönünden de önemli engellerle karşılaşıyor. Bu yanlış algının kırılması için neler yapılmalı? Dr. Kaymakoğlu Hepatit C algısı hepatit B’den daha kötü. Bu enteresan bir şey esasında. Mesela, hepatit B virüsünü taşıyan bir hasta geldiğinde; “Hocam, ben ileride hepatit C olur muyum?” diye soruyor. Yani hepatit C ile ilgili algı biraz daha ters. Toplumda sarılık mikrobu taşıyor olmak; hem iş hayatında hem de aile içinde handikaplar yaratıyor. Ailesi ve yakın çevresi tarafından dışlanan veya işten çıkarılan hastalarımız var. Ama tıbbi gerçek öyle değil. Hele bugün geldiğimiz noktada hepatit C virüsü kurtulunabilen bir enfeksiyon. Hastalık hangi evrede olursa olsun kurtulabiliyorsunuz, tertemiz oluyor kişi. Ama hepatit B’den kurtulamıyorsunuz. Tedavilerle zararsız hâle gelebiliyor ama taşımaya devam ediyorsunuz. Hepatit C’den ise tamamen kurtulmak mümkün. Bulaştırıcılık da sıfırlanıyor. Yakında çok büyük sayıda insanı bu mikroptan tamamen temizlemek mümkün hâle gelecek. Bunu yapabilmemiz için de iki şey gerekiyor Bir, bu efektif tedavileri yapabilir hâle gelmemiz lazım. ıki, hâlen hepatit C virüsünü taşıyıp da farkına varılmamış o büyük kesimi, buzdağının altını gün yüzüne çıkarmamız lazım. “Tarama, tanı, tedavi” aşamalarını kapsayan bir Sağlık Bakanlığı politikası gerekiyor galiba değil mi? Dr. Kaymakoğlu Kesinlikle. Bugün itibarıyla Türkiye’de halkın karaciğer sağlığı açısından en büyük tehdidi viral hepatitler oluşturuyor; hepatit B virüsü, hepatit C virüsü ve Delta virüsü. Kronik karaciğer hastalığı anlamında yüzde 70’lik oranı bu üç virüs oluşturuyor. Biz bunlarla iyi mücadele edebilirsek, karaciğer sağlığına en büyük katkımız bu olacaktır. Türkiye’de Sağlık Bakanlığının da bu konuya yaklaşımı esasında pozitif. Karaciğer Araştırmaları Derneği başta olmak üzere, diğer sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte, “Türkiye Viral Hepatit Önleme ve Kontrol Programı” geliştiriliyor. Bu program yürürlüğe girdiği takdirde, hem toplumda farkındalığın artırılması hem taramaların yaygınlaştırılarak hasta olduğunun farkında olmayanların gün yüzüne çıkarılması, hem de tedaviye ulaşımın kolaylaştırılması aşamalarında önemli mesafeler alınacak. Muhtemelen medya aracılığıyla da kamu spotu ve benzeri duyurular yapılacaktır. Bu hastaları ileride ne bekliyor ve niye mutlaka tedavi etmek, hatta kür elde etmek istiyoruz? Dr. Kaymakoğlu Şimdi iki şey öğrendik. Bir, kronik karaciğer hastalığı deyince, karaciğerde iltihaplanmayı tetikleyen herhangi bir faktör, karaciğerin bağ dokusu miktarını artırarak siroza ve karaciğer kanseri ile sonuçlanan olumsuz bir tabloya yol açıyor. Hasta eğer o noktada bizim karşımıza gelirse, kendisi açısından hayatını tehdit eden bir hastalığı olmuş oluyor. Ölüm riski oldukça artıyor. ıki, hem etrafına hem de Sosyal Güvenlik Kurumuna maliyeti oldukça artıyor. Dolayısıyla hasta büyük bir toplumsal yük hâline geliyor. Bakımı zorlaşıyor, tedavisi zorlaşıyor. Bizim bütün hedefimiz, hasta ileri evre karaciğer hastası olmadan bunları gün yüzüne çıkarıp tedavi etmek. Çünkü özellikle hepatit C virüsü açısından konuşursak, ilk altı aydan sonra vücutta kaldı ve kronikleştiyse, artık kendiliğinden vücuttan atılma ihtimali yok. Hep kalıyor. Dolayısıyla bunun bir şekilde tespit edilip erken dönemde tedavi edilmesi gerekiyor. Yine şunu anladık; hastalığı karaciğer yetersizliği bulguları başladıktan sonra fark ettiğimizde bu sefer tedavide de güçlüklerimiz başlıyor. Dolayısıyla tedavimizin de kolaylık arz ettiği o erken dönemlerde hastalara ulaşmak istiyoruz. Hepatit C tanısı zor bir hastalık mıdır? Bir de hepatit C dediğimizde aslında genotiplerden de bahsetmek gerekiyor değil mi? Dr. Kaymakoğlu Hepatit C virüsüyle ilgili testlerin yapılması konusunda hiçbir zorluk yok. Hem hepatit C tarama testi olarak kullandığımız anti-HCV testini, hem HCV’nin direkt kendisini gösteren HCV-RNA genomik testini, hem de genotipi gösteren testleri yapmak kolay. Hemen hemen bütün illerde de bunu yapabilecek laboratuvarlarımız var, o açıdan sıkıntımız yok. HCV’nin Türkiye’de ve dünyada altı farklı genotipi var. En yaygın olan genotip 1. Bu bizim ülkemizde çok daha baskın, yüzde 92-93 civarında. Genotip 1’lerin de yaklaşık yüzde 85-90’ı genotip 1b. Bizim ülkemizin en yaygın genotipi, dolayısıyla genotip 1b. HCV deyince genotip 1b enfeksiyonunu anlıyoruz. Ama son zamanlarda, ülkemize göçler arttı. Onlar biraz bu epidemiyolojik özellikleri değiştirdiler. Bizde genotip 3 mesela seyrek görülüyor, ama o göçler nedeni ile genotip 3’ü biraz daha fazla görmeye başladık. Ülkemizde hepatit C hastalarının tedavisi aşamasında yaşanan temel sorunlar neler? Mesela hepatit C ile ilgilenen hekim sayısı yeterli mi? Gürel Dr. Gürel Ülkemizde hepatit C tedavisiyle ilgilenen hekim grubu, daha çok enfeksiyon hastalıkları ve gastroenteroloji hastalıkları uzmanları. Bizim gastroentologlar olarak sayımız yeterli değil diyebilirim ama enfeksiyon hastalıkları açısından sayının yeterli olduğunu düşünüyorum. Virüs aslında tanısı çok kolay bir hastalığa sebep oluyor. Çünkü çok basit bir testle, yani bir kan testiyle gayet kolay tanı koyabiliyorsunuz. Bir kişinin HCV-RNA’sı pozitifse, virüs çoğalıyorsa, hemen tedavi adayıdır, diyebilirsiniz. Bundan üç-beş yıl öncesine kadar interferon+ribavirin ikili tedavisiyle bu hastaların ancak yarısında başarı elde edebiliyorduk. Hastaların bu hastalıktan korkmasının sebebi biraz da tedavinin yeterli başarıya ulaşmaması ve yan etkileri çok olan zor bir tedavi almalarıydı. Ayrıca en az bir yıl süren uzun bir tedaviydi. Günümüzde ise, özellikle son yıllarda bu etkili ilaçların bulunmasıyla birlikte, HCV-RNA’sı pozitif olan tüm hastaların, hastalığın hangi evresinde olursa olsun, tedavi edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü önümüzde yüzde 100’ü bulan çok yüksek başarı oranları var, kür var. Mükemmel sonuçlar bunlar. Bizim üstümüze hekimler olarak düşen görev, bu hastalığın tedavisinin artık çok kolay olduğunu topluma anlatmak, mevcut hastaları tedavi etmek ve bilinmeyen hastaları ortaya çıkarmak. Çünkü insanlar da şunu görecek; hastalığın tedavisi çok basit, ağızdan hap yutuyorsunuz, yan etkisi yok denecek kadar az, iki üç ay içerisinde de bu hastalıktan kurtuluyorsunuz, tamamen iyileşiyorsunuz. Bunları duyunca zaten insanların çoğu gönüllü olarak gelip tarama testlerine katılacak ve tedaviye istekli olacak. Artık bundan sonraki tek iş, bu ilaçların bir an önce ülkemizde kullanıma girmesi. Bu verileri hangi çalışmalara dayandırıyorsunuz? Dr. Gürel Bu etkili ilaçların bulunmasından sonra, özellikle biz Uludağ Üniversitesi olarak, üç başlıkta Abbvie’nin ilaçlarıyla Faz 3 çalışmalarına girdik. Bunlardan biri Pearl II çalışmasıydı. Bunlar daha önceden ikili tedavi almış ama başarısız olmuş kronik hepatit C hastalarıydı. Yani sirotik hastalar değildi bunlar. Nonsirotik olan, tedavi deneyimli ve tedavisi başarısız olmuş hastalardı. Bunlarda baktık ki ilaçları üç ay gibi bir süre kullanmak yeterli oluyor. Acaba ilave bir ilaca, ikili tedavilerden alışılagelmiş ribavirine gerek var mı diye de baktık; bir gruba ribavirinli, bir gruba ribavirinsiz tedavi verdik ve gördük ki sonuçta hiç ribavirine de gerek yok. Daha sonra Pearl III çalışmasında tedavi naiflerde de acaba bu rejim işe yarayacak mı, diye araştırıldı. Orada da yine üç ay gibi kısa bir sürede ribavirine gerek olmadan tedavinin yapılabileceği görüldü. Ondan sonra artık çıta iyice yükseldi. Sirotik hastalarda acaba durum nasıl, diye araştırıldı, çünkü sirotik hastaların tedavisi çok zordur, tedavi başarısı yarı yarıya düşer. Sirotik hastalarla yapılan uluslararası ilk Faz 3 çalışmalardan biri olan Turquoise II çalışmasına girdik. Orada daha önce tedavi görmüş veya görmemiş sirotik hastalar alındı ve bu hastalarda da ilginç olarak yüzde 100’e yakın oranda, bizim merkezimiz açısından yüzde 100 oranında başarıya ulaşıldı. Turquoise 3’te ise, en zor hasta grubu dediğimiz sirotik hastalarda da eğer hastanız genotip 1b ise, tedavi süresini uzatmaya ve ribavirin ilavesine gerek olmadığını gördük. ıkili tedaviler zamanında hep ülkemizin şanssız bir ülke olduğundan bahsederdik, çünkü genotip 1b bu ikili tedavilere en düşük cevabı veren genotipti ve tedavi başarısı çok düşüktü. Hâlbuki şimdi iş tamamen tersine döndü. Şu an bu ilaçlarla en başarılı sonuç genotip 1b’de alınıyor. Yani bizim için ideal bir ilaç gibi çıktı bu kombinasyonlar. Çünkü genotip 1b’de hangi grup hastaya verirseniz verin; ister daha önce tedavi görmüş başarısız olmuş ister hiç tedavi görmemiş olsun, sirotik olsun, nonsirotik olsun, erkek olsun, kadın olsun, beden kitle indeksi yüksek olsun olmasın hepsinde yüzde 100 işe yaradığını gördük. Tabii bu da bizim ülkemiz için çok büyük bir avantaj, diye düşünüyoruz. Bu ilaçlar bir an önce ülkemizde geri ödemeye girip kullanılmaya başlarsa, hastalar rahat edecektir. Bu ilaçların bir güzel yanı da yan etkilerinin yok denecek kadar az olması. Yan etkiler bildiğiniz gibi hasta uyumu açısından çok önemli. Dolayısıyla bu ilaçlar hakikaten ideale yakın, çok başarılı ilaçlar. Ülkemizde karaciğer nakli hastalarının yaklaşık yüzde 15-20’si hepatit C’ye bağlı. Nakil safhasına gelmiş bir hastanın tedavisi çok zorlaşıyor. Devlete çok büyük paralara maloluyor. Canlıdan nakillerde biz Avrupa’da birinci sıraya çıktık, dolayısıyla birçok gereksiz organ israfına da neden oluyor. Bir an önce artık bu hastaları tanıyıp, ortaya çıkarıp, tedavi etmemiz lazım. Bence en son nokta olarak onu söyleyebiliriz. Dr. Kaymakoğlu Hepatit C vücutta üç kompartmanda oluyor. Bir tanesi serumda, bir tanesi mononükleer kan hücrelerinin içinde, bir de karaciğer hücresinin içinde. Tedaviden sonra 12. haftada bütün bu üç kompartmandan da temizleniyor. Dolayısıyla 12. haftada siz eğer serumda negatif bulduysanız, diğer kompartmanlardan da temizlenmiştir ve buna kalıcı yanıt diyoruz. Bir daha nüksetme ihtimali sıfır. Dr. Gürel Eskiden tabii ikili tedavilerde bir de nüks problemimiz vardı. Ama artık üç ay sonra baktığınızda negatifleştiyse hasta tamamen iyileşmiş oluyor, tabii sirotik değilse. Sirotikleri karaciğerde hasar olduğu için, ileride hepatoselüler kanser gelişme riski açısından takip ediyoruz. Ama kronik hepatit C’leri takip etmeye bile gerek yok. “Artık sen iyileştin, bir daha bana gelmene gerek yok.” deyince, hastaların yüzlerindeki ifade müthiş oluyor. Bakın, 27 yıl geçmiş bu virüs tanımlandığından beri. Şu an geldiğimiz nokta, yıllardır bu hastalıktan muzdarip olan ve çeşitli tedavileri denemiş ve başarısız olmuş hastalar için inanılmaz. “Yani ben şimdi bu hastalıktan kurtuldum mu?” diye defalarca soruyorlar. Dr. Kaymakoğlu Ekseriyetinin zaten tedavinin birinci ayında HCV-RNA’sı negatif oluyor. Bir ay sonra siz kontrole çağırıyorsunuz ya, “Bunu doğru yapmışlar mıdır acaba? Bunu bir daha başka yerde yaptıralım mı? Çünkü hayatımda ilk defa görüyorum ben bunu.” diyor. Yıllardır beklediği an geliyor. Dr. Gürel Dediğim gibi daha önceki tedavilerin çok yan etkileri vardı. Bu ilaçları veriyoruz,bir müddet sonra geliyor hasta; “Hocam bu ilaç acaba etki etmiyor mu? Bana hiçbir şey olmadı.” diyor. Bir işe yaramayacak galiba, diye endişeye kapılanlar oluyor, çok meşakkatli tedavilerden geçmiş, özellikle ikili tedavi tecrübesi olan hastalar şu anki ilaçların yan etkileri olmamasına inanamıyorlar gerçekten. Bu yeni ilaçlar henüz ülkemizde geri ödemede değil ama uygulanıyor mu? Sizin takip ettiğiniz hastalarınız var mı? Nasıl sonuçlar aldınız? Dr. Kaymakoğlu Yaklaşık bir yıla yakın süredir eczanelerde var. Netice itibarıyla Viekirax-Exviera ilaçlarını hastalarımız kendi imkânlarıyla temin ettikleri takdirde kullanabiliyoruz. Bu şekilde tedavi başladığımız genotip 1 hastalarımız var. Şimdiye kadar kendi imkânlarıyla bu ilacı temin edip de kullanmış hastalarımızın hepsinde HVC-RNA negatif oldu. Tedavi sırasında kayda değer, ciddi hiçbir yan etki görmedim. Birkaç tanesi biraz bulantı, kaşıntıdan bahsetti o kadar. Tedavinin devamına engel olacak veya hastanın gündelik hayatını etkileyecek hiçbir yan etki gelişmedi. Hastaların tedaviye uyumları da gayet iyi idi. Zaten 12 hafta çok kısa bir süre, çok çabuk geçiyor ve tedavi tamamlanıyor. Nakil hastalarında durum nedir? Nakil yapılmış ama hepatit C nüksetmiş, ya da ilk kez nakil sonrası ortaya çıkmış. Böyle bir çalışma var mı? Dr. Kaymakoğlu HCV karaciğer transplantasyonundan sonra kural olarak nüksediyor. Bütün hastalarda nüksediyor. Dolayısıyla yeniden mikrop karşımıza geliyor ve takılmış o yeni karaciğeri enfekte ediyor. Bu sefer daha erken, daha kısa sürede karaciğerde kalıcı bir hasar bırakıyor. Dolayısıyla hastanın, karaciğer nakline sebep olan hastalığı geri geliyor. Onun için nakil sonrası dönemde de mutlaka tedavi edilmesi gerekiyor. Burada da eskiden çok ciddi sıkıntılarımız vardı. Çünkü interferon temelli rejimlerin, yan etkilerin fazlalığı nedeni ile nakil hastalarında tedavi başarısı daha da düşüktü, sorunlar vardı. Bugün nakil sonrası hepatit C’si nükseden hastalarda da tedavi kolaylaştı ama ilaca ulaşmak sıkıntılı. Aslında hastalık nakil seviyesine gelmeden önce hastayı yakalayıp tedavi etmek lazım. Çünkü o seviyeye geldikten sonra hem tedavi zorlaşıyor hem hastanın yaşam kalitesi çok düşüyor, hem de devlete maliyeti çok artıyor. Klinik araştırmalarla ilgili olarak ülkemizi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda iyileştirilmesi gereken yönler nelerdir, dediğimizde neler söylersiniz? Dr. Kaymakoğlu Ülkemizde karaciğer hastalıklarıyla ilgili daha fazla bilgi sahibi olmak açısından ilave epidemiyolojik verilere ihtiyaç var ama bir epidemiyolojik çalışma yapmak çok zor. Çünkü çok büyük sayıda hastaya bizzat yerinde ulaşmak gerekiyor. Yüksek maliyetli çalışmalar ama bu tarz veriler hem ülkenin sağlık politikalarının belirlenmesinde hem de problemin büyüklüğünü ve çözüm yollarını görmemizde yol gösterici oluyor. Türkiye’de “Bana bir şey olmaz.” gibi tuhaf bir yaklaşım var. Maalesef kişiler tarama yaptırmıyor. Ama tanının ve tedavinin kolay olduğu, dolayısıyla kurtulunabilen bir hastalık olduğu algısını oluşturursak, insanlar da taramaya hevesli olur. Dr. Gürel Ben klinik araştırmalarla ilgili sorunuza binaen genel bir şey söylemek istiyorum. Çünkü bu konuda gerçekten çok dertli olan hekimlerden biriyim. Yaklaşık 1998’den beri bu klinik araştırmalarla uğraşan biri olarak, ülkemizin bu konuda aslında hiç de istenildiği düzeyde olmadığını söyleyebilirim. Özellikle viral hepatitler için konuşursak; çok hastamız var, çok tecrübemiz var, çok iyi hekimlerimiz var, deneyimli hekimlerimiz var ama gelin görün ki bu tür klinik araştırmalarda aldığımız pay çok düşük hâlâ. Çünkü klinik araştırmalar hem ülkeye maddi katkı sağlıyor hem yapılan merkeze maddi katkısı oluyor, hem de o ülkenin hastaları ücretsiz tedavi olmuş oluyor. Bir ilacın ruhsat alabilmesi için ve geri ödemeye girebilmesi için faz 3 çalışmalardan mutlaka geçmesi gerekiyor. Faz 3 çalışmaların da farklı ülkelerde, farklı coğrafi bölgelerde, farklı genotipik yapılara sahip insanlarda yapılması gerekiyor. Ama buna imkan sağlayacak ortamın da oluşturulması lazım. Mesela biz hepatitle ilgili çalışmalara ilk girdiğimiz zamanlar hastaların kanlarını kendimiz alıp, bunları laboratuvarlara götürüp kendimiz santrifüj edip, kendi imkânlarımızla saklayıp bu çalışmaları yapıyorduk. Ben şu anda Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı görevini yürütüyorum ve idareci konumunda olduğum için Uludağ Klinik Araştırmalar Merkezi kurdurtuyorum. Bu merkezde, sadece hepatitle sınırlı değil, bütün klinik çalışmalar yürütülecek. Burada özel bir hemşire, özel bir laborant ve ıngilizce bilen bir sekreter olacak. Çünkü bu tür çalışmaların çoğu uluslararası düzeyde. Ayrıca formaların doldurulması, evrakların hazırlanması gibi işler hekimlerin çok vaktini alıyor, sektreter bunları da yapacak. Hangi hekim hangi bölümden bir çalışma yürütmek isterse, gelip o merkezde çalışabilecek ve kolaylıkla hastalarını oraya çağırabilecek. Çünkü çalışma hastalarının normal hastalarla aynı muameleye tabi olmaması gerekiyor. Bunlar gerçekten çok iyi takip edilmesi, çok iyi kontrol edilmesi gereken hastalar. Yeni gelen kuşakların bütün bu klinik araştırmalara girerek, çok iyi yetişeceğini ve çok tecrübe kazanacağını düşünüyoruz. Hem ülkemizi, hem üniversitemizi, hem de kendimizi tanıtmak açısından çok önemli. Bu çalışmalara girmiş olmak sayesinde bana iki üç ayda bir Amerika’dan, Avrupa’dan çalışma teklifleri geliyor. Yurt dışındaki insanlarla diyaloğumuz artıyor; hem sosyal ilişki açısından hem de bilimsel ilişki açısından. Onlar da bizim ülkemizi tanımış oluyorlar. Her üniversitede bence böyle bir merkez olması lazım. Hepatit C’nin tanı ve tedavisi konusunda birinci basamağa ne tür görevler düşüyor? Dr. Kaymakoğlu Tanının ilk şüphelenildiği ve ilk konulduğu yer birinci basamak. Tarama açısından da birinci basamak hekiminin çok önemli görevleri var. Aile hekimi arkadaşlarımız, viral hepatitlerle ilgili olarak kimlerde tarama yapmaları gerektiği bilincini alsınlar ve bu taramayı mutlaka yapsınlar istiyoruz. Şu anda burada ciddi eksiklerimiz var. Dolayısıyla hem hepatit B’de hem de hepatit C’de tanı konulan hasta sayısının düşüklüğü buradaki sorundan kaynaklanıyor. Hepatit C’de, biraz önce konuştuk, 530 bin HCV ile enfekte hasta var. Bunlardan tanı konan hasta sayısı, 2013 yılı itibarıyla yaklaşık 86 bin. yüzde 15-16’sına tanı konulmuş, geri kalan bihaber, ama hasta. Hâlen, hastaların önemli bir kısmı ileri evre hasta olarak geliyor. Hepatit C tanısı koyduğumuz hasta spektrumuna baktığımızda, bunların yarıya yakını sirotik evrede ve onların da önemli bir kısmı karaciğer yetersizliği bulgularıyla geliyor. Hâlbuki biz daha erken gelsinler istiyoruz. Bu da ancak hastaya erken ulaşılması ve birinci basamaktaki hekimlerin tarama yapmasıyla mümkün olacak. Dr. Gürel Bu tür hastaları erken dönemde tedavi etmezsek ileri evre hasta hâline geldiklerinde tedavi maliyetleri çok artıyor. Bu yüzden, bu ilaçlar geri ödemeye girdikten sonra, Sağlık Bakanlığı da bu hastaların ortaya çıkarılması için çalışmalı. Özellikle belirli gruplarda, belirli yaşlarda, 40 yaş üstü ve karaciğer enzim yüksekliği olan veya fizik muayenesinde karaciğer hastalığı düşünülen kişilerde aile hekimi mutlaka hepatit C’yi de B’yi de taratmalı. Bizim Helicobacter pylori’de bir sloganımız vardır “Test et ve tedavi et. Test and treat.” deriz. Artık HCV-RNA’sı pozitif hastaysa “Tedavi et.” noktasına geldik, çünkü hasta yüzde 100 iyileşecek. Dolayısıyla Sağlık Bakanlığının da mutlaka bu gözle bakması lazım. Tanısı çok basit, bir testle ortaya çıkarılabilir, tedavi edilebilir bir hastalık. Çünkü buzdağının su altında kalan kısmının 2020’li, 2030’lu yıllarda ortaya çıkacağı ve bizim sağlık giderlerimizi çok artıracağı tahmin ediliyor. Toplumda şu anda hasta olup da farkında olmayan kişiler, 2020’li, 2030’lu yıllara doğru bize sirotik komplikasyonları olan ve karaciğer nakline gidecek hastalar olarak gelecekler. Hazır böyle bir imkân varken şu anda biz taramaya başlayıp bunları tedavi edersek, belki bundan 10 sene sonra birçok hastayı gereksiz tedavi maliyetlerinden, karaciğer nakillerinden kurtarmış olacağız. Yani önümüzde çok önemli bir 5-10 yıl var, diyebilirim bu bağlamda. Koruyucu hekimlik açısından da çok önemli. Mesela hepatit B’de aşımız var. Aşılayarak yeni doğan çocukları bu hastalıktan koruyabiliyoruz. Ama C’de böyle bir şansımız yok, gelecek kuşakları nasıl koruyabiliriz? Tedavi ederek bulaşmasını da engellemiş olacağız. Bunu yapmamız lazım ki gelecek kuşaklar hastalıksız, sağlıklı nesiller olsun. Sağlık Bakanlığının da bu konuya yaklaşımı esasında pozitif. Karaciğer Araştırmaları Derneği başta olmak üzere, diğer sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte, Türkiye Viral Hepatit Önleme ve Kontrol Programı geliştiriliyor. AbbVie Hepatoloji Bölge Başkanı Dr. Andreas Pangerl Gerçek Yaşam Verilerinin Önemini Anlattı Pangerl Bildiğiniz gibi önceki tedavilerle hepatit C’de yüzde 40-50 civarında bir başarı elde edilebiliyordu. Ancak direkt etkili ajanların kullanıldığı son dönem çalışmalarda bu oranın yüzde 100’lere çıktığı görülmektedir. Böyle inanılmaz bir oran söz konusu olunca herkesin kafasında şu soru beliriyor Bu sonuç gerçek yaşamda da elde edilebilir mi? Çünkü randomize klinik çalışmalar neredeyse yapay denilebilecek özel şartlarda ve spesifik kriterlerle seçilen hastalarla yürütülmektedir. Yani bu hastalar gerçek yaşamdaki hastalar değildir. Gerçek yaşamda hastaların cinsiyetleri, yaşları, araştırılan hastalığın hangi evresinde oldukları, eşlik eden diğer hastalıkları gibi pek çok parametre farklılık gösterir. Hastaların idrakları, uyumları ve ilgileri de farklıdır. Esas soru şudur Klinik çalışmalardan elde edilen verileri gerçek yaşamda da tekrar edebilir misiniz? Gerçek yaşam verilerini toplamanın klasik yolu kohort çalışmalardır ve bu çalışmalar genellikle ulusal dernekler tarafından yürütülür. Bir rejimin gerçek yaşamda test edilebilmesi için ilgili ülkede onay almış olması gerekir. Viekirax-Exviera rejiminin ilk onaylandığı ülkelerden biri Almanya’dır. Alman Karaciğer Derneğinin yürüttüğü kohorta her türlü HCV tedavisi alan 9 bin kadar hasta dâhil edildi. Bunlardan bin 17 kadarı Viekirax-Exviera rejimi alan hastalardı. Çalışma 254 merkezde yürütüldü. Araştırmaya hem üniversitelerden hem de sahadan hepatoloji, gastroenteroloji ve enfeksiyon hastalıkları uzmanları katıldı. Kohort sonuçlarına göre Almanya’da hastaların yüzde 60’ı genotip 1b. Genotip 1a ve genotip 4 de var ama daha düşük oranda. Türkiye’de ise genotip 1b oranı sanırım yüzde 80’ler civarında. Abbvie’nin hepatit C’ye verdiği önem çok yüksek. Son 10 yıldır bu konu üzerinde çalıştığını söylemek yanlış olmaz. Bu sonuçlar uzun süreli çalışma ve yoğun araştırmaların akabinde elde edildi. ılk dönem bulunan moleküller de etkiliydi, ancak yan etkileri fazlaydı. Sonrasında bu moleküller daha da geliştirildi ve proteaz inhibitörü, polimeraz inhibitörü ve NS5A inhibitörü sınıfından yeni ilaçlar doğdu. Ne yazık ki henüz bir aşısı olmayan bu hastalıkta bu yeni tedavi rejimiyle kür elde edilebilmesi uzun dönemde hastalığın eradikasyonu için eşsiz bir fırsat. Abbvie bu konuya kendini adamış durumda ve bu sürecin bir parçası olmaktan dolayı gurur duyuyor. Ayrıca gelişim aşamasında olan yeni nesil ürünlerle ilgili çalışmalarımız da sürüyor. Klinik Çalışmaların Sonuçlarını “Gerçek Yaşam Verileri”de Destekledi Viekirax ve Exviera tedavilerine dair merakla beklenen gerçek yaşam verileri kongrenin üçüncü gününde Hannover Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenterohepatoloji Bölümünden Dr. Heiner Wedemeyer tarafından açıklandı. Dr. Heiner Wedemeyer Bu veriler prospektif bir kohort çalışması olan “German Hepatitis C Registry DHC-R”den elde edildi. Çalışmadaki bin 17 hasta, Şubat 2014-Aralık 2015 tarihleri arasında Viekirax ve Exviera ± ribavirin almış olan ve genotip 1 veya 4 ile enfekte hastalardı gt1a 278, gt1b 614, gt4 125. Çalışmayı tamamlayan 558 hastanın 505’i genotip 1, 53’ü ise genotip 4 grubundandı. Genotip 1’de 12 haftalık tedavi sonunda yüzde 96 486/505 oranında sürekli virolojik yanıt elde edildi. Genotip 1b özelinde bakıldığında ise bu oran yüzde 97 339/351 idi. Yan etkilere bağlı tedavi devamsızlığı sadece yüzde 1,5 olarak bulundu. Dr. Wedemeyer, “Almanya’da genotip 1b ile enfekte birçok hastamız var ve bu rejimle neredeyse tüm 1b hastalarında kür sağladık. DHC-R’de Faz 3 çalışmalarla benzer sonuçlar elde ettik. Bu rejimde ribavirine ihtiyacımız yok ve bizim için çok önemli bir grup olan kompanse sirozlu hastalarda da ribavirinsiz tedavi uygulayabiliyoruz.” dedi. hepatit c viral hepatitlerBu haberler de ilginizi çekebilir
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aslı Alay, Hepatit B hakkında bilgi verdi. Hastalığın kan ve vücut sıvıları ile temas, cinsel temas, enfeksiyonu taşıyan kişilerle aynı ortamda yaşama durumunda bulaşabildiğini dile getiren Op. Dr. Alay, Hepatit B taşıyıcı anneden doğan çocukta da hastalığın görülme riski olduğunu Dr. Alay, "Virüsü alan bebeklerde enfeksiyon yüzde 90’dan fazla oranda kronikleşir. Çocuklar hiçbir bulgu vermeden taşıyıcı olarak yaşamlarını sürdürebilir. Enfeksiyonun 6 aydan fazla vücutta kalması kronikleştiğini her yeni doğan çocuğa ilk 72 saat içinde aşı yapılmaktadır. Anne hepatit B taşıyıcısı ise doğumdan 6-12 saat içerisinde aşı ve immünglobülin yapılmalı ve aşılama takvimine devam edilmelidir. Aşı yüzde 90 oranında enfeksiyondan korur. Anneden bebeğe geçişte doğum şekli önemli olmadığından, hepatit B taşıyıcısı annelere rutin olarak sezaryan yapılması önerilmez" sağlık çalışanlarının, diyaliz hastaları ve uyuşturucu kullananların riskli grupta olduğunu kaydeden Op. Dr. Alay, Hepatit B'nin bulaştırıcılığı yüksek bir virüs olduğuna dikkat çekti. Homoseksüellerin de riskli grupta olup, partneri hepatit B taşıyıcı olan heteroseksüellerde de riskin arttığını vurgulayan Op. Dr. Alay, "Seks işçileri mutlaka aşılanma programına alınmalıdır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre hepatit B taşıyıcısı olan bireylerin yaklaşık yarısında riskli bir temaslarının olmadığını evde yaşayan, yakın temas altında olan kişilerde bulaş sıklığı artmıştır. Virüs çoğunlukla cilt çatlaklarından bulaşmakta olup çocuklardaki bulaşın en sık nedenidir. Kronik hepatit B’li olan çocukların yaklaşık yüzde 49’unun ailesinde hepatit B enfeksiyonu görülmüştür." Hepatit B ve gebelikTüm gebelere hepatit B taşıyıcılığını gösteren test yapılması gerektiğini kaydeden Op. Dr. Alay, "Hepatit B taşıyıcısı kadınlar öncelikle gebelik öncesi mutlaka karaciğer fonksiyonları açısından değerlendirilmeli ve gebelik süresince yakınen izlenmelidir. Hepatit B taşıyıcısı olan bireyde HBsAg pozitif olup, buna HBeAg pozitifliğinin eklendiği durumlarda bebeğe bulaş riski yüzde 70-90’a kadar HBeAg enfeksiyonun aktif ve bulaşıcı olduğunu gösterir. Ancak virüsün aktif olduğu dönemde ürettiği HBeAg pozitifliğinin olmadığı kadınlarda fetüse geçiş yaklaşık yüzde 10 olup oldukça düşüktür. Yeni doğan bebeğin korunması için doğumun hemen ardından bebeğe aşı ve immünglobülin uygulanması ile yüksek düzeyde koruyuculuk sağlanır" ifadelerini B'nin anne sütü ile bebeğe bulaşmadığını ifade eden Op. Dr. Alay, kanamalı meme ucu çatlaklarında meme ucu bakımının ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. "Aşı uygulanması yaygınlaştırılmalıdır"Op. Dr. Alay, "Hepatit B aynı zamanda cinsel temas ile geçebilir. Partnerinizde Hepatit B taşıyıcılığı mevcut ise temas öncesi mutlaka aşı yapılmalıdır. Aşı dozlarınızın bitimi sonrasında cinsel birliktelik önerilebilir. Ancak yaşanılan bir cinsel beraberliğin ardından partnerinizin Hepatit B taşıyıcısı olduğunu öğrenmiş iseniz ilişkinin ardından ilk 48 saat içinde hemen aşı ve uygun immünglobülin yani koruyucu antikor içeren tedavi B aşısı ile amaç toplumdaki her bireyin aşılanarak Hepatit B oranının azaltılmasıdır. Bu nedenle tüm branş hekimleri aşı konusunda halkı bilinçlendirmeli ve aşı uygulanması yaygınlaştırılmalıdır. Her birey şüpheli bir temas sonrası ayrıntılı olarak değerlendirilmeli ve koruyucu önlemler alınmalıdır. Aşı her yaş grubundan bireye yaygın kullanımı 3 doz şeklinde doz aşı sonrası koruyuculuk oranı yüzde 30-55 iken 3 doz aşı sonrasında yüzde 90 ve üstüne çıkar. Bağışıklık sistemi normal olan, ek bir hastalığı olmayan bireylerde tekrar doza gerek yoktur. Yani uygulanılan 3 doz aşı hayat boyu sizi hepatit B ve onun getirdiği hastalıklardan korur. Aşı aile hekimlerinizce veya diğer sağlık kuruluşlarında yapılabilir. Aşı tamamlandıktan sonra koruyucu antikorların varlığına son aşıdan yaklaşık 1 ay sonra B’nin alkol ile ölmediğini, basit deterjanlara karşı dirençli olduğunu ve dış ortamda yaklaşık 7 gün yaşadığını unutmayın. Hemen aşınızı yaptırın. Hepatit B’ye karşı aşılanmak bu virüse bağlı karaciğer kanserini önler" şeklinde konuştu.
Hepatit B haberleri sayfasında Hepatit B hakkında son dakika haberler ve güncel bilgiler bulunmaktadır. Toplam 543 Hepatit B haberi, videosu, fotoğrafı ve yazar yazısı yer almaktadır. Geçmişte ve bugün yeni yayımlanan son durum gelişmeleri ile pek çok haber sayfamızdan takip B virüsü, halk arasında sarılık olarak bilinen Hepatite yani "karaciğer iltihaplanması"na neden olan bir virüstür. "HBV" olarak kısaltılmaktadır. HBV; 40-45 nm boyutlarında olan bir virüstür. Genetik materyali çift DNA içerir. Virüs oldukça bulaşıcıdır.
hepatit b son gelişmeler 2016